
Çok ilginç bir balık.Nette bulduğum bilgileri paylaşayım istedim.İlk olarak bir öğretmen arkadaşın evinde görmüştüm.Kurutulmuş bir halde lambanın yanına asmışlardı.Çok dikkatimi çekmişti.Bakalım sizin de ilginizi çekecek mi?
BALON BALIK
Denizlerde yaşayan bir tür balık çok akıllıca planlanmış bir savunma mekanizmasıyla düşmanlarından korunmaktadır.Bu balık düşmanla karsı karsıya olmadığı zamanlarda sıradan bir balık gibi görünür.Vücudunun etrafında iri dikenler olup bu dikenler balık normal haldeyken yassı olarak vücudun yanına yapışık vaziyettedir.
Balık bir düşmanla karşı karşıya geldiği zaman düşmanının çene darbelerinden kendini korumak amacıyla vücudunu süratle suyla doldurmaya başlar.Balık bir yandan şişerken bir yandanda vücuduna yapışık olan dikenler dik konuma gelir.
Bu dikenler oldukca sert olup düşmanın ağızıyla yaptığı darbelere karşı bir engel oluşturur.Balık, kendisinden daha büyük başka bir düşman tarafından yutulsa bile vücududundaki dikenler balığın düşmanın boğazından geçmesine engel olur.
Düşman, balığı yuttuğu gibi ağızından geri çıkarır.
18 Temmuz 2010 Pazar
BALON BALIĞI
ŞABLON DEĞİŞİMİ
Bloğumdaki üçüncü şablon değişimi...İlkini sıkıldığım için değiştirmiştim,ikincisini ise değiştirmek zorunda kaldım.Çünkü şablondaki resim iki gündür çıkmıyor.Denedim ama bir türlü beceremedim o resmi tekrar yayınlamayı.O yüzden bu sevimli kediciğin olduğu şablonu yüklemeye karar verdim.Ne kadar şeker değil mi?Bu şablonla sevgili kocacığıma da mesaj göndermiş oluyorum.Belki bana acır ve böyle şeker bir kedi almama izin verir.Lütfen kocacım bana acı:(((
KAHVALTILIK KREP
Hafta sonu kahvaltılarının vazgeçilmeyen tatlarından krep.Hem pratik,hem hafif,hem de lezzetli.İster tuzlu ile ister tatlı haliyle tüketin.İkisi de mükemmel.Tuzlu olanı peynir ile tatlı olanı ise reçellerle daha da bir güzelleşiyor.Yapımı da çok kolay.
Malzemeler
2 adet yumurta
1,5 su bardağı un
1 su bardağı su
Yarım su bardağı süt
1 çay kaşığı tuz
pişirmek için sıvı yağ
Hazırlanışı
Un, süt ve su ile hiç topak kalmayana kadar iyice çırpın. Yumurtaları ekleyin biraz daha çırpın.Tuzunu ekleyin. Kek hamurundan daha akıcı bir kıvamda hamur edin. Teflon tavaya sıvı yağı ekleyin. Tavaya 1 kepçe hamuru dökerek yayın. Her iki tarafını çevirerek orta ateşte pişirin.
Afiyet olsun.Güzel bir pazar gününüz olsun:)))
17 Temmuz 2010 Cumartesi
İKİ AİLE

Bir zamanların sevilen dizilerinden olan İki Aile'yi yayınlandığı dönem seyretmemiştim.Tatil döneminde Star tekrarını veriyor.Çok hoş bir diziymiş.Şimdi pişman oldum o dönem seyretmediğime.Şimdi hiç kaçırmamaya gayret ediyorum.Çok sıcak,aileyi ve aileye bağlılığı vurgulayan ve çoğu zaman da gülmekten yerlere yatıran bir dizi.Emre KINAY ve İclal AYDIN çok başarılılar.Umarım böyle diziler yaygınlaşır.
Bu ara TRT ekranlarında yeni bir iki dizinin tanıtımı yapılıyor.Birisi ELDE VAR HAYAT.Bir diğerininkini hatırlamıyorum.Ama Ekmek Teknesi'ndeki kadrodan oyuncular var.Kalitesini gelecek günlerde göreceğiz.
16 Temmuz 2010 Cuma
YAĞMUR NE GÜZEL YAĞIYOR
SENİNLE BİR İLGİSİ YOK
Çocuktum daha, yaşamı tanımıyordum, insanları, aşkı tanımıyordum ve küçük oyunlardan ibaret sanıyordum hayatı, bir solukta oynayıp bitirilebilen bir şey...
Ben kendi oyunlarımı oynadım hep, seninle ilgisi yok...
Oyunlar kurdum kendimce, oyunlar bozdum, yaşamı tanıdım, insanları ve aşkı... Mutlu oldum bazen, çok kırıldım bazen de, çok ağladım...
Ben kendi oyunlarımda yanıldım hep, seninle ilgisi yok...
Plastik küçük tencerelerime su doldurarak öğrendim yemek pişirmeyi, barbi evimde ev toparlamayı, evciliklerde anne olmayı... Ama aşkı öğretmiyorlar hiçbir çocuğa...
Ben aşkı çok geç öğrendim, seninle ilgisi yok...
Sonra büyüdüm, şiirler girdi yaşamıma... “Önce gözlerin vardı” dedi bir şair, önce gözlerini gördüm ben de. Gözlerimden kalbime aktılar ve ben bir deli Nehir olup aktım kollarına...
Ben zaten hep deli, ben zaten hep Nehirdim, seninle ilgisi yok...
Sonra maviyi tanıdım renklerin içinde. Masallarımın rengini Mavi yaptım. Ve sana dokunduğumda maviye boyandı dünyam, aşk maviye boyandı. Sana mavi dedim, çocukken dinlediğim masallara inanıp, mavi den bir masal yazdım bize...
Ben maviye sonsuz bir anlam yükledim, seninle ilgisi yok...
Şimdi sonsuz bir masalım var masmavi, kendi oyunlarımı bitirip seninkine başladım ve şiirler hep sana yazılmış gibi geliyor artık...
Ben seni çok fazla sevdim, ben bu aşkı çok sevdim ve bunları yaşadım, seninle bir ilgisi yok...
Şimdi gitsen çok fazla şey yıkılacak içimde,
mavilerim bitecek, masallara olan inancım da....
Şarkılar dinleyip ağlayacağım geceler boyu seni özlerken... Koyu bir yangın olup kalacak içimde, aşkın en büyük acım olacak... Yaşamı sevmekten de vazgeçeceğim büyük bir ihtimal, insanları sevmekten de...
Ben hep severek yaşamak istiyorum bu hayatı, “gitme” diyorsam da, yalnızca bunlar için... Yoksa, seninle bir ilgisi yok...
Nazım Hikmet RAN
15 Temmuz 2010 Perşembe
FİNCANDA TÜRK KAHVESİ

Tiryakisi olduğum Türk kahvesini son zamanlarda fincanda pişirmeye başladım.Çok daha lezzetli,çok daha sıcak ve çoooook daha köpüklü oluyor.İlk olarak İzmir'de Kızlar Ağası'nda içmiştim.Çok beğenmiştim ama fincan çatlarsa,kırılırsa korkumdan bir türlü yapmaya cesaret edememiştim.Ama sonunda denedim.Fİncan ne çatlıyor, ne de kırılıyor.Mis gibi bol köpüklü Türk kahvesini siz de fincanda pişirmek isterseniz yapmanız gerekenler:
-Efendim öncelikle fincana su koyuyoruz.Ama öyle ağzına kadar değil.Dudak payı kalsın ki taşmasın.
-Sonra 1 çay kaşığı Türk kahvesi(Kurukahveci Mehmet Efendi tercihimdir.) ile 1 çay kaşığı toz şeker(az şekerli sevenler için.şeker oranını kendinize göre ayarlayabilirsiniz.)i fincandaki suyumuza ekleyerek karıştırıyoruz.
-Ocağımızın küçük gözünü kısık ateşe getirip fincanımızı koyuyoruz.(harlı ateşte yaparsanız tadı da köpüğü de iyi olmuyor.9
-Kahvemiz köpürmeye başlayınca tetikte bekliyoruz ki taşmasın.İyice köpürmesini beklemeden ocaktan alın çünkü aldıktan sonra da kaynamaya ve köpürmeye devam ediyor.
Afiyet olsun.Bu arada fırsat bulursanız İzmir'de Konak'ta bulunan Kızlar Ağasın'daki herhangi bir kahvecide içmenizi şiddetle tavsiye ederim.
KÜÇÜK SIRLAR

Dün yeni bir dizimiz başladı.Yeni dediğime bakmayın konusuyla,karakterleriyle,giyim-kuşanmlarıyla tam anlamıyla GOSSİP GİRL'in takliti.Çok güldüm.Üç beden büyük kıyafet giyen birisi gibi düşünün.Çoğu şey havada.Yani yine hayal kırıklığı.Bekliyorum ne zaman orijinal bir şeyler yazmayı becerekler diye.
10 Temmuz 2010 Cumartesi
TATİL DÖNÜŞÜ
Bir "hoşçakal" diyemeden geçen hafta tatile başladık.30 Haziran itibariyle seminerimiz biter bitmez hemen yola koyulduk.3 saatte Antalya'ya vardık.Kale'den sonra havası epey sıcak geldi.Ama yine de çok özlemişim gençliğimin şehrini.Çılgınlıklarımı,hayayllerimi,heyecanlarımı aradım çaktırmadan sokak aralarında.Bulabildiklerim ise güzel hatıralardı o zamanlara ait;bir de tabii ki özlemler...o günlere,yaşananlara,gençliğe....
Ve denizi;berrak,masmavi ve tüm serinliği ile Akdeniz.Bu sefer eşim de eşlik etti bana.Sanki daha bir memnun oldu bu duruma Akdeniz'im.Güneşi beraber doğdurduk bu sefer.Deniz,güneşin doğuşu,eşim ve sonsuzluk.Şükredilmez mi bu kadar güzelliği nasip ettiği için Rabb'e.Bin şükür.
Derken hiç aklımızda yokken bir ev sahibi olduk.Hem de Antalya'dan.Ağbim sağolsun.Ağustos'ta teslim edecekler inşallah.Ne deyim ALLAH tadını aldırsın.
Derken o sıcaklara dayanamayıp evimize,serin Kale'mize döndük.Oh be dünya varmış.O ne güzel bir serinliktir.Derken temizlik başladı.Perdeler,pencereler derken yazmaya ancak fırsat buldum.Yarın da Manisa yolcusuyuz inşallah.Dönüşte tekrar yazışabilmeyi ve sevgili TANNESİ'nin MİM'ini cevaplamayı umuyorum.
Herkese iyi tatiller.

