30 Mayıs 2010 Pazar

AH ÖN YARGILARIMIZ!!!




SORU 1

Bir kadın tanıyorsunuz ve hamile.

Sekiz çocuk sahibi, üçü sağır, ikisi kör,
biri geri zekâlı ve kadın da frengili.

Bu kadına kürtaj önerir miydiniz?

Bu sorunun cevabına bakmadan önce şu soruyu yanıtlayın.

SORU 2
Yeni bir lider seçme zamanı ve
öyle bir an geliyor ki lideri sizin oyunuz tayin edecek.

Üç aday var ve adaylarla ilgili gerçekler de şunlar:
Kimi tercih edersiniz?

Aday A
Düzenbaz politikacılarla işbirliği yapar, falcılara danışır.
İki metresi vardır.
Sigaralarını uç uca ekler ve günde 8 ila 10 martini içer

Aday B
İki defa işten kovulmuş, öğlene kadar uyur.
Kolejdeyken afyon içicisi ve
her akşam 1 litreden fazla viski içer.

Aday C
Gözde bir savaş kahramanı.
Vejeterjen, sigara içmez, nadiren bir bira içer
ve karısını asla aldatmamıştır.
Bu adaylardan hangisini tercih ederdiniz?
Önce karar verin,
Ama cevaplara bakmayın...
Sonra aşağıya kaydırın ve cevaplara bir bakın:

Aday A Franklin Roosevelt
Aday B Winston Churchill
Aday C Adolf Hitler


Bu arada ilk sorudaki kadına kürtaj yaptıysanız Beethoven'i öldürdünüz.....

İlginç değil mi?

Birisi için hüküm vermeden önce çok iyi dü
şünelim!!!

29 Mayıs 2010 Cumartesi

PİRPİRİM AŞI




Daha önce de bahsetmiştim bu yemekten.Tarifi bugüne yazmak kısmet oldu.Haydi buyrun:

  • 500 gr. pirpirim (semizotu), yaprak ve ince dalları ayıklanıp doğranmış
  • 1 su bardağı yeşil mercimek
  • 1/2 su bardağı bulgur
  • 2 yemek kaşığı (domates+biber) salçası
  • 3 adet soğan, halka halka doğranmış
  • 2 adet iri domates, iri küpler halinde doğranmış
  • 3 adet sivri biber, 2 cm uzunluğunda doğranmış
  • 8 diş sarımsak, ezilmiş
  • 1,5-2 su bardağı haşlanmış nohut (haşlanmış hali)
  • tuz, karabiber, nane
  • sumak ekşisi, limon tuzu veya limon
  • yağ, su

Hazırlanması:

  • Soğanlar halka halka doğranıp tencerede yağ ile birlikte biraz soldurulur, üzerine mercimek ilave edilip biraz su eklenerek mercimek az diri kalacak şekilde pişirilir.
  • Pirpirim, domates ve sivri biber pişen mercimeğin üzerine konur. Bulgur ve ayrı yerde pişirilmiş olan nohut da ilave edilir.
  • Tenceredeki malzemenin üzerine bastıracak kadar su ilave edilerek salçası eklenip ezilerek karıştırılır. Sarımsak katılır.
  • Yemek, pirpirim solup pişene kadar kaynatılır. (Suyu eksilirse kaynamış su ile daha sonra tamamlayabilirsiniz, yemeğin suyu çok olmamakla birlikte çorba gibi oluyor)
  • Tuzu, biberi eklenir, piştikten sonra ekşisi katılır ve altı kapatılır. Tavada yağ ısıtılıp (ısınan yağın altı kapatıldıktan sonra) biraz nane atılarak yemeğin yüzüne dökülür (yemeğin yağının fazla olmasını istemiyorsanız bu kısımda ek yağ kullanmadan naneyi direk yemeğin üzerine dökebilirsiniz)


Canım teyzem kulakların çınlasın.Beni bu güzel lezzetle tanıştırdığın için teşekkürler...

28 Mayıs 2010 Cuma

ŞİMDİ YAŞAMAK ZAMANI




Yemek de boş, içmek de,
Hatta yeri gelmeden sevişmek de.

Tam zamanında öpmelisin mesela güzel gözlünü,
Tam zamanında söylemelisin sevdiğini
Gözlerinin içine baka baka.
Bisikletinin gidonunu
Tam zamanında çevirmelisin
Düşmemek için.
Tam zamanında frene basmalı,
Tam zamanında yola koyulmalısın.

Tam zamanında okşamalısın başını
O üzüm gözlü çocuğun
Hıçkırıklar tam dizilmişken boğazına,
Tam ağlamak üzereyken.
Tam zamanında koymalısın elini omzuna

En sevdiğin dostunun babası öldüğünde.
Tam zamanında tutmalısın düşerken
Üç yaşındaki sehpaya tutunan çocuk.
Tam zamanında acımalı yüreğin
Afyon’da Hasan Ağabey’ in evi yıkılınca başına
Evsiz kalınca çoluk çocuk
Ki uzatasın elini bir parça.

Tam zamanında açmalısın kapını
Hayatına girmek isteyenlere.
Tam zamanında çıkarmalısın
Sevginden şımarmaya başlayanları.

Tam zamanında affetmelisin kardeşini
Biliyorsan yüreğinde kötülük olmadığını
Seni gecenin üçünde arayıp da
Kafasının iyi olduğunu söylediğinde.

Tam zamanında öğretmelisin oğluna
Gerekiyorsa yumruk atmayı
Tam burnunun üstüne
Tiksinmeden pisliğinden,
Yukarı mahallenin sümüklü bebesi
Misketlerini zorla almaya çalışırsa.

Tam zamanında bağırmalısın
Acıyınca bir yerin.
Tam zamanında gülmelisin
Kemal Sunal küfür edince filmin bir yerinde.

Tam zamanında yatmalısın
Yola çıkacaksan ertesi gün
Ve arabayı kullanan sensen
Sana emanetse çoluk çocuk

Ve kendin.
Tam zamanında bırakmalısın içmeyi
Son kadeh bozacaksa seni
Ve üzeceksen birilerini
Ertesi gün hatırlamayacaksan.
Tam zamanında ayrılmalısın misafirliklerden.

Tam zamanında konuşmalı
Tam zamanında şarkı söylemeli
Tam zamanında susmalısın.
Tam zamanında terk etmelisin gerekiyorsa
Annenin babanın evini,

Tam zamanında başka bir şehre gidip
Ayaklarının üzerinde durmaya çalışmalısın.
Tam zamanında dönmelisin memleketine.
Tam zamanında için titremeli,
Tam zamanında aşık olmalı
Deli gibi sevmelisin güzel gözlünü.

Tam zamanında toplamalısın oltanı
Belki de seni şampiyon yapacak
En büyük balığı kaçırmadan.
Tam zamanında yaşlandığını hissetmeli
Tam zamanında ölmelisin

Iskalamak istemiyorsan hayatı.
Haydi şimdi kalk bakalım
Silkin şöyle bir
At üzerinden hayatın yorgunluğunu,
Vakit zannettiğinden daha az
Haydi kalk bakalım,
Şimdi YAŞAMAK ZAMANI…..

Can YÜCEL

15 Mayıs 2010 Cumartesi

İYİ Kİ DOĞDUN YARİM,YARIM...



15Mayıs anlamsız,herhangi bir gündü senden önce.Bazen uyuyarak,bazen okuyarak,bazen müzik dinleyerek,bazen sadece oturarak geçirdiğim günlerden-di.Senin hayatıma dahil olmanla değişen birçok şey gibi bu da değişti.Bir anlam kazandı.Herhangi bir günden farkı oldu.Uyusam da,okusam da müzikle kâh coşup kâh durulsam da,sadece otursam da bil ki içinde hep SEN varsın.Nasıl beni değiştirip içten gülmeyi öğrettiysen,içinde bulunduğum çıkmazlardan kurtarıp ışığı görmemi sağladıysan,geçmişi bir tarafa bırakıp geleceğe dair umutlar büyütmemi sağladıysan bu günü de anlamlı kılan sensin.
YARİM,YARIM,YARINIM,UMUDUM,ÜMİT'İM iyi ki doğdun.İyi ki benimlesin.Bir ömrü beraber geçirmek dileğiyle.Seni Seviyorum:)))

14 Mayıs 2010 Cuma

MAVİSİNİ YİTİRMİŞ YAŞAMAK


Her şey sıkıcı,basit geliyorsa;hayat artık çekilmez olmuşsa;toz pembe hayallerin pembesi uçup tozu kalmışsa;yaşamak bir çileyse sizin için ve hayatınızdaki küçük şeyler sizi mutlu etmiyorsa tam da okumanın zamanı gelmiştir bu kitabı.

Ali ÇOLAK'ın MAVİSİNİ YİTİRMİŞ YAŞAMAK adlı kitabını mezun olduktan iki yıl sonra almıştım bir arkadaşın tavsiyesi üzerine.İnce bir kitap.Denemelerden oluşuyor.Dili akıcı.Ve en önemlisi hayatla ilişkilerimizi düzeltme gücüne sahip.Şiddetle tavsiye ediyorum.

Bu günlerde yine elimde.Bilin ki yitirmiş olduğum maviyi arıyorum.

13 Mayıs 2010 Perşembe

ÖZLEDİĞİM TAT


Nihayet bu hafta kavuştum.Günlerdir gözüm tezgahlarda arıyordum.En sonunda bu cumartesi pazarda gördüm ve koşa koşa almaya gittim.Ne kadar özlemişim sarımsaklı yoğurta ekleyerek yemeyi...Birkaç gündür soframızı şenlendiriyor.Ve uzun sürede bizimle olacak.Nasılsa kışa daha çok var:)Hoşgeldin semizotu.Ne çok özlemişim seni.Zaman daha iyi öğretiyor sevgiyi,özlemi...

Bu arada ıspanak gibi yemeğini de yaparız;onu da çok severim fakat teyzemin yıllar önce yaptığı ve doğuda PİRPİRİM AŞI diye geçen türünün tadı asla tartışılmaz.Çok da besleyicidir;içinde nohut,mercimek,bulgur...En iyisi haftaya da o türüyle tadını doya doya çıkarmalı....Tatmak isteyenler buyursunlar:)

12 Mayıs 2010 Çarşamba

UÇURTMA SEVDASI:)))


Ne kadar uzun zaman olmuş yazı eklemeyeli.Bu sene zaman nasıl geçiyor hiç anlamıyorum.Bir yoğunluktur aldı başını gidiyor.Allah eksik etmesin misafirlerimizin de bunda katkısı çok.Sağolsunlar evimizi şenlendiriyorlar.Kimi akşam ziyaretleriyle,kimi hafta sonu gelip kalışlarıyla mutlu ediyorlar bizi.Bunun dışında 23 Nisan'ı kutlayıp çocuklar gibi bayram ettik;ikinci yazılıları bitirip performans ve proje görevlerini hallettik;bu arada kendimizi de ihmal etmeyerek Fethiye ve yeni bir Muğla,Marmaris gezileriyle yaşamımıza renk kattık-bütün bu koşuşturmaların içinde yaşadığımızı fark edelim diye.

Kimi zaman yorgunluktan,kimi zaman kırgınlılarımızdan,kimi zaman kızgınlıklarımızdan küstük hayata,çevremizdekilere,kendimize...."Neden?" sorularına cevap bulamazken "Kısmet" kelimesine sığınmak işimize geldi;sormaktan vazgeçtik.Beklentilerin bizi tükettiğini görünce -benim için çok zor olsa da-kimseden bir şey beklememeyi öğrenmeye çalıştık.İnsanların bencilliklerini ve umursamazlıklarını dile ve kelimelere dökemeyince susmayı tercih ettik.Yapılanları hak etmediğimizi söylediğimizde nefsimizin ne kadar da devleştiğini fark ettik.Ve "herkes" gibi olmaya başladık.Görmeyen,duymayan,umursamayan,yaşayan ölülerden biri haline geldik.Yıllarca insaniyet adına yaptıklarımı tek kalemde silip "insaniyet" kelimesini hayatımdan çıkarmaya karar verdim.Malum insanlara yapılır insaniyet.Uzun zamandır çevremde bu özelliklere sahip kişileri-insanları- göremeyince kullanmaya da gerek kalmamış oldu.
Neyse yazacaklarım bunlardan çok farklıydı.Nerelerden nerelere geldim.Anneler gününde annemin yanında değildim.Kısmetse haftaya olacağım.Bir ana önce vakit geçsin diye kitaplara sardım yine.Dün "UÇURTMA AVCISI"nı bitirdim.Ve ben de tek kelime ile bittim.Uzun zamandır okumak istiyordum ama dün kısmet oldu.Sabah başladım gece ikide bitirdim.Söylememe gerek var mı bilmiyorum ama gözümün yaşı dinmedi.Mahvetti beni.Konu,anlatılışı,kelimeler,olaylar kısacası kitap tek kelime ile muhteşem.Dostluk denen şey nasıl bir şeymiş çok iyi anlatıyor ve ister istemez kişinin nasıl bir dost olduğunu;nasıl dostları olduğunu sorgulatıyor.
Kendi adıma verdiğim cevaplar iç açıcı; gel gelelim dostlarım(!) konusunda aynı şey söz konusu değil.Neyse zamanla bunları da önemsememeyi öğreneceğim.Nasılsa bir yolunu bulup öğretiyorlar.Velhasıl bu kitapla bir kez daha sevdim uçurtmaları-şimdiye kadar hiç uçurmamış olsam da.30 Mayıs'taki Uçurtma Şenliği'ni sabırsızlıkla bekler oldum.

Bir uçurtmanın kanadına takılıp uzaklara gitmek istiyorum:çıkarların olmadığı ve seni her şeyden çok seven dostların olduğu.Hiç düşünmeden 'senin için bin tane yakalarım' diyenlerin var olduğu diyarlara.Kitabı okursanız ne demek istediğimi anlarsınız...

© Blogger - Template by Blogger Sablonlari - Header image by Deviantart