27 Şubat 2011 Pazar
HUZUR
Evet kısa bir aradan sonra söz verdiğim üzere karşınızdayım.Öncelikle yoğunluk bitti mi diye sorabilirsiniz ben de size"nerdeee" diyebilirim.Şubat ayı böyle ise martta ALLAH yardımcımız olsun.Öncelikle toplantıların büyük kısmını bitirdik.Haftaya da diğer toplantıların tutanakları teslim edilecek.Beni bu ara asıl meşgul eden salı günü yapılacak olan bilgi yarışması.Testler,sorular,okulda düzenlediğimiz bilgi yarışmalarıyla tabiri caizse boğuşuyoruz.Tabi işin bir de stres boyutu var.Hadi tamam çocuklar heyecanlanıyor,strese giriyor ama biz öğretmenlere ne oluyor anlamıyorum.Bir telaş,bir heyecan,bir stres sormayın gitsin.Bir de rol yaparak çocukları teskin etmeye çalışmıyor muyuz?Şaka gibi.İnşallah birincilik bizim olacak.Olmasa da çocuklarla olan bu iletişim her şeye değer.
Okuldaki en yakın arkadaşımın bir bebeği oldu.Çok tatlı maşallah.Geçen hafta onu ziyaret ettik.Arkadaşımın ikinci bebeği."Çok güzel ama çok da yıpratıcı" diyor.Bakalım ben ne zaman cesaret edebileceğim anne olmaya.Malum çoğu şeyi geç yaşamayı tercih edenlerdenim.Geç demişken geçen pazar benim doğum günümdü ve tam tamına 29 oldum.30'a bir kaldı.Küçükken çok büyük bir yaş gibi gelen 30'a sadece tek bir yıl kaldı.Ama gel gör ki ben kendimi hâlâ 18'lik hissediyorum:)30'unu geçen arkadaşlarımın dediğine göre 29 yaş en güzel yaşlardan biriymiş.Umarım bana da gülen,eğlenceli,mutlu yüzünü gösterir 29...Sağolsun dostlar aradı,mesajlar gönderdiler.Bir kez daha önemli olduğumu hissettirdiler.Eşimle güzel bir yemek yedik;gezdik,tozduk,alışverişler yaptık.29'un hatrına hediyeler alındı,sürprizler yapıldı ve şımartıldım.Bunları bir ara paylaşırım.Özellikle uğurböcekli kolyeme bayıldım.Bu ara kıyafetlerime uysa da uymasa da hep takıyorum hiç çıkarmıyorum boynumdan:)
Öğretmen arkadaşlarla daha önce sözleşmiştik toplanmak için.Bol kahkaha,gırgır,şamata almış başını gidiyorken sönen lambanın ardından mumlar eşliğnde gelen pasta,dilekler,sarılmalar derken ben neye uğradığımı şaşırdım.Çok mutlu oldum çooookkkk:)İnsan daha ne ister ki...Başta eşim olmak üzere doğum günümün güzel geçmesini sağlayan herkese teşekkür ediyorum.Hepinizi çooookkkk seviyorum.
Bu güzel ama yorucu günlerin ardından bugün dinlenmeyi düşünüyordum ama bu gün de kursumuz vardı SBS'ye yönelik.O yüzden dinlenmek hayal oldu.
Şimdi yoğun bir hafta için hazırlanmam gerek.
Keyifli bir hafta diiyorum.Sevgiyle...
NOT:Bu arada yukarıdaki fotoğraf tam da beni yansıtıyor.Huzurlu,dingin,umutlu ve arkasını dayayabilecek güçte sevdikleri olan bir kadın.Sevdim bu hali....
23 Şubat 2011 Çarşamba
ÇOK YAKINDA???
Sevgili dostlar çok ihmal ettim kusura bakmayın,yorumları bile cevaplayamadım.Ama inanın o kadar yoğun bir hafta geçiriyorum ki..Öğretmenler kurul toplantısı,şube öğretmenler kurul toplantısı,zümre öğretmenler toplantısı,başarı izleme ve değerlendirme toplantısı,100 temel eser yarışması,bilgi yarışması,dersler,hafta sonu kursu,misafirler,misafirliğe gitmeler,...daha neler neler...Bitmedi,bitmeyecek gibi de.Ama boş kaldığımen kısa süre içerisinde neler neler paylaşacağım bir bilseniz.Arkadaşımın bebeğine gittiğimizden,Denizli'deki hava ve yol durumundan,kültürümüz konulu okulda yaptığımız sergiden,ve 29'uma girmemin şerefine yapılan doğum günü ve sürprizler çok yakında sizlerle olacak:))
Bu arada sanmayınki sizi takip etmiyorum.Hepinizin yazılarını severek okuyorum ama yorum yazacal vakti bir türlü bulamıyorum.Söz veriyorum hepsini telafi edeceğim.
Bu süre zarfında gönlünüzden geçenlerin sizi bulmasını diliyorum...
17 Şubat 2011 Perşembe
SÜRPRİZ 2:))
Bir önceki yazımda sürprizlerden hoşlandığımdan bahsetmiştim.Evrene mesajım bu sefer hızlı ulaşmış olacak ki bugün ikinci sürpriz kapımı çaldı.Olay tam olarak şöyle gerçekleşti efendim:Bugün sabah dersim kadromun olduğu okulda değil de diğerindeydi.Dört saat güzelce dersimizi işledik.Şükür ki kocacımla aynı okuldaydık ve şükür ki okul evimize yakındı ki koşa koşa eve yemeğe geldik.Yemekleri hazırlarken yemeğin üzerine içilecek olan kahveleri düşünürken müdür yardımcımız aradı.Saat 13.00'de okulda toplantı olduğunu,o saatte okulda olmamızı rica etti.Hâl böyle olunca bizim kahveler suya düştü:((
Yemekten sonra bir koşu okula gittim.Toplantı başladı.12 Mart'taki programdan,1 Mart'taki bilgi yarışmasından,toplanacak paralardan,deneme sınavlarından bahsetti.Malum görevlerin çoğu biz Türkçecilere düştü.Derken kurul toplantısının tarihi belirlendi.Toplantı sona erdi,dedi müdür bey.Ama bırakmadı da.Elinde poşetlerle çıkageldi.Kendisi 1.dönemin sonunda İstanbul'a gitmişti.Sağolsun bizi de düşünmüş,1. dönemdeki başarılarımızdan dolayı bayan öğretmenlere kol saati;erkek öğretmenlere kravat almış.Hepimiz şaşırdık tabii ki.Heyecan ve merakla paketlere daldık:)Model ve renkler farklıydı.Kısmetimizde ne varsa ona razı olduk.Benim kısmetimde ise bu varmış:
Çok beğendim.Öyle adi bir şey de değil.Quartz'ın.Toplu alınca yaptırmış müdürüm indirim.Bilir o,işini:))
İşin bir de tevafuk kısmı var;bu hafta sonu kocacım bana saat alacaktı.Tatilde kardeşim benim saatimi çok beğenip saatime el koyunca saatsiz kalmıştım.Bu hafta sonu da yeni bir tane alalım demiştik.Aklımdaki model tam da böyle bir şeydi.Gel de sevinme,gel de şaşırma,gel de böyle müdürü sevme.Müdürüm büyüksün:)Saygılarımla...
Evrene olumlu mesaj göndermeye devam.Ummadığınız anda,ummadığınız hediyeler kapınızı tıklatsın,çok mutlu olun inşallah.
Sevgiyle...
16 Şubat 2011 Çarşamba
SÜRPRİZ
Seviyorum sürprizleri;hem yapmayı hem de yapılmasını.Sağolsun kocacım bu konuda şımartıyor beni.Dün elinde paketle gelince tahminlerde bulundum ama bir türlü tutturamadım.Dayanamayıp paketi açınca gözyaşlarıma engel olamadım.Bir ara yağlı boya yapmaya kafayı takmıştım ama istediğim gibi malzemeleri bulamayınca vazgeçmiş ve belli bir süreden sonrada unutmuşum.Ama sağolsun kocacım unutmamış ve bana tual,yağlı boyalar,fırçalar,palet almış gelmiş.Çok sevindim çooookk...
En kısa sürede başlayacak resim maceram.Merak ediyorum nasıl sonuçlanacağını.Güzel olsa da olmasa da paylaşacağım sizinle.
Sevgiyle...
14 Şubat 2011 Pazartesi
GEÇMİŞİN ÇİZGİSİ:)
Arsızlık yaparak yazdığım ilk yazı sanırım.Sevgili ezgilimelodi'nin blogunda okuyup resmen bayıldığım bu yazıyı kendime o kadar yakın hissettim ki ben de yazmak istedim.Sağolsun ezgilimelodi de beni kırmayarak bu konuda yazı yazabileceğimi söyledi.Ve daha fazla sabredemedim.İşte karşınızda geçmişimin çizgileri:
İlk sıraya çocukluğumun-tamam itaraf ediyorum bu günümün bile favorilerinden olan ŞEKER KIZ CANDY'yi layık gördüm.Onunla her günüm bir bayram sevincine dönüşürdü.Hele şu şarkısı bugün bile neşelendirmye yetiyor:
Kaç kişi biliyor Toffifee çikolatayı ama en sevdiğim çikolatalardan.Almanya'daki akrabalar geleceği zaman sevinmemin en büyük sebebiydi:)Bu günler de aranıyorum market raflarında ama bulamadım.Başka markaların buna benzer tat ve paketleri var ama kesinlikle aynı lezzette değil.Almanya'da da akraba kalmadı ki isteyelim.Burada yapacağımız şey nedir?Evet bildiniz evrene mesaj gönderiyoruz:))
Siz yapar mıydınız bilmiyorum ama ağbimle biz ayçekirdeklerini çitleyip yemez biriktirirdik.Sonra büyük bir tepe haline gelince de avuç avuç ağzımıza atar yerdik.Ara sıra birbirimizin tepelerinden çaldığımız da olurdu:pBazen de bunları yemek yerine kola dolu olan bardağın içine atar ve oradan yemeye çalışırdık.Yazmasam daha mı iyi olacaktı bilemedim?Merak etmeyin sağlığımız yerinde çok şükür.Çocukluk işte.Hayal gücünün sınırlarını zorluyorsunuz o dönem.
Kirmanı kaç kişi bilir bilmiyorum ama o da geçmişimin en zevkli çizgilerinden biri.Yün eğirmekte kullanılan ilkel ama marifetli bir araç kendisi.(Bkz:yandaki resim)Anneannem yün eğirirken dizlerinin dibinde oturup kirmanı çevirmek ve yünün ipe dönüşümünü seyretmek inanılmaz eğlenceli gelirdi.Burnumda ipe dönüşen yünlerin kokusu,kulaklarımda kirmanın sesine eşlik eden anneannemin türküleri,yüreğimde ise o günlere özlem var:(
Tabi ki bir de oynadığımız oyunlar var aklımda kalan.En çok özlediğim ise saklambaç.Ama akşam vakti oynan saklambaçlar.Aslında akşam ezanından sonra dışarı çıkamazdık biz.Ama bazı günler büyükler de dışarıda olduğunda izin vardı arkadaşlarla oyun oynamaya.İşte o akşamlarda oynanan saklambaçlara doyum olmazdı.Hele bir de kalabalık bir grupsanız.Çığlıklar,itirazlar,ve karanlığın verdiği hafif ürperti bizi biraz daha yakınlaştırırdı birbirimize.
Yakar top,istop,yakalamaca,birdir bir ve ip atlamaca meşhur oyunlarımızdı.Bisiklete binmeler,düşüp dizimizi yaralamalar,büyüklerden azar işitmemek için yaraları saklamaya çalışmalar,ve dut ağacına tırmanıp beyaz,kırmızı,siyah dutlara dadanmak,bulanmak ve elinde terlikle bizi ağaçtan indirmeye çalışan yaşlılara duyulan kızgınlıklar gözümün önüde bu gün gibi.
Kokulu silgilerimiz vardı.Tam kokularına kendimizi kaptırmışken "kanser yapıyor" söylentileriyle elimizden alınan.Ve okullarda her gün dağıtılan süt ve fındıklarımız vardı.Daha birinci sınıftık.Okula gitmek için en güzel ve en geçerli sebepti süt ve fındıklar.
Şimdilik bunlar geldi aklıma.Ne iyi ettin de aklıma düşürdün ezgi.Ben de bu konudaki görüşlerini, geçmişteki çizgilerini anlatmak,yazmak ve o günleri hatırlamak isteyen herkesten bekliyorum sıcacık yazılarını.
Ümit ediyorum ki bugünlerden yarınlarımıza hatırlayınca yüzümüzü gülümsetecek ve "iyi ki" dedirtecek çizgilerimiz olsun.
Muhabbetle...
ALİZADE
Kuru bir cilde sahibimdir.Ancak yaklaşık bir yıldır yüzümdeki sivilcelerden muzdaribim.Ben ki ergenlik döneminde bile bu kadar sivilcelenmemiştim.Bunun havasını atarken yıllar sonra ceremesini çekeceğimi nereden bilebilirdim ki.Yaşıtım olan bayanlar pürüzsüz,bebek gibi ciltleriyle ortada salınırken ben 15'lik kızlar sivilcelerimle uğraşıyorum.Malumunuz bu da moral bozucu oluyor.
Doktora gitmedim mi,gittim.İlaçlar,kremler,kozmetik ürünlerini denemedim mi,denedim.Hatta aktarlardaki macunlara bel bağlamadım mı,bağladım.Peki sonuç ne oldu dersiniz:tabi ki hüsran.Her seferinde evrene olumlu mesajlar yağdırdım:"Bu sefer olacak,kuruyacak,ben de bebek tenimle ortalarda salınacağım!" dedim ama hiç de öyle olmadı:(
Bazıları çekirdeğin yapacağını söyledi.Çünkü bilirler çekirdek ile olan yakın ilişkimi.Her gün bir kase yemezsem,onun çıtırtısını duymazsam işimin rast gitmeyeceğini.Sırf sivilceler gitsin diye çekirdekle olan ilişkime bile uzun bir ara verdim.Ama yine bir değişiklik olmadı.Ben de küstürdüğüm sevgili çekirdeğime son sürat geri döndüm.
Bir ara vazgeçtim savaşmaktan.Sivilcelerimle barışıp onlarla mutlu bir şekilde yaşamaya karar verdim.Ve o karar dönemimde dönem tatili geldi ve biz Antalya'ya gittik.Aman Ya Rabbi ortalık yıkıldı."Ne oldu senin yüzüne,savaştan mı çıktın,bu kadar sivilce de nereden çıktı?" nidalarıyla kendimi aynanın önünde buldum.Alışmıştım halbuki onlara,onlarla yaşamaya:)Ailem ise yeni biriyle karşılaşmış gibi şaşkın ve yabancı bakıyorlardı yüzüme.İster istemez çareler armaya başladım.İşte o dönemde karşıma çıktı ALİZADE.Tam çekirdek almaya gitmiştik kuruyemişçiye(!) karşımda el sallayan bir sivilce kremi gördüm ama temkinli davrandım.Sordum nedir ne değildir diye baktılar çok emin olamadım elime kitapçık verdiler incele diye.İnceledim.Bir de bunu deneyim dedim ve aldım.İyi ki de almışım.Umutlu değildim bu sefer.Evrene mesaj falan da göndermedim.Hatta bir süre bekledim etkisinden emin olayım diye.Ve oldu,bu sefer işe yaradı.Ve ALİZADE'nin bu kremi sivilcelerimi kuruttu.Çok mutluyum.Başka ürünleri de mevcut.İncelemek isteyenler tık tık.Fiyatları da oldukça uygun.Denemek isteyenlere tavsiye ediyorum.
MEVLİD KANDİLİ&SEVGİLİLER GÜNÜ
İlk defa sevgililer günü manasına kavuştu zannımca.Herkesin kandilini kutluyor,hayırlara vesile olmasını diliyorum.Sevgililer Günü'nü kutlayanlar varsa da onlara da gönüllerince bir gün diliyorum.Bizi sorarsanız biz "para tuzağı" diyen ve sevginin gününün olmadığına inananlardan olduğumuzdan Mevlid Kandili'ni değerlendirmeye çalışacağız.
Sevgiyle...
13 Şubat 2011 Pazar
HAREMGÂH KAPILARINI AÇTI
Can dostum,üniversite yıllarımın gülen yüzü,çılgın kızı,sırdaşım,yol gösterenim,yol arkadaşım;şimdi ise çok uzakta olan ve çok özlediğim,tanıdığım en iyi türkçe öğretmeni,en sosyal kadın ve kendini her açıdan iyi yetiştiren arkadaşım Sevgi'm nihayet Haremgâh'ının kapılarını açtı.Emin olun bundan sonra blog aleminde hiçbir şey aynı kalmayacak.Hele az bir zaman geçsin anlayacaksınız siz de bir kova kadınının farkını.
Sevgi'm hoş geldin.Hayırlı olsun.Biliyorsun en sıkı takipçinim:)Siz de merak ediyorsanız buyrun.
12 Şubat 2011 Cumartesi
TATİLİMİZ
Daha önceki yazımda bahsettiğim gibi tatilimiz çok güzel geçti.Aslında niyetimiz hem Antalya hem Manisa ziyaretiydi ama Manisa'ya gitmek nasip olmadı.Biz de Antalya'nın tadını doyasıya çıkaralım dedik.Şehir dediğin Antalya gibi olmalı.Cıvıl cıvıl,yaşanılası,bunaltmayan,sıkmayan,insana yaşadığını hissettiren cinsten...Mağazalar,vitrinler,ucuzluklar gözlerimin dönmesine yetti de arttı:)Ne kadar harcadığımı hesaplamadım;korkuyorum çıkacak rakamdan:))
Hava da şansımıza çok güzeldi.Güneş bizi hiç yalnız bırakmadı.Gündüz gezmeleri yetmedi bize gecelere de aktık.İlk olarak lKonyaaltı'ndaki Nobel Türkü Evi'ne gittik.Burası ikinci şubesi.İlk şubesi Cumhuriyet Meydanı'nda.Lisedeyken sık sık oraya giderdik.Bunda lisedeki öğretmenimizin işletmesi en önemli etkendi.Daha sonrasında da türkülerin ve müziklerin kaliteli olması bizi bağlıyordu.Konyaaltı'ndaki ortam daha nezih diye orayı seçtik.Güldük,oynadık,halaylar çektik,türkülere eşlik ettik,türküler istedik.Kıvırcık Ali'yi de unutmadık tabii.Rahmetli sık sık sahne alırdı.Kendisi için özel bir köşe oluşturmuşlar.Vefa yakışıyor vesselam insanoğluna-kızına.
Sonrasında Kemer'deki Tahtalı Dağı'nda teleferik maceramız başladı.2340 mt yüksekliğindeydi yanlış hatırlamıyorsam.Çık çık çık bitmedi bir türlü.Kulaklarımız basınç farkından dolayı isyan etti tabii.Ama o manzaraya,o doyumsuz kar ziyafetine değdi doğrusu.
Oradan ver elini Çıralı ve Yanartaş'a.Özellikle akşam gitmeyi tercih ettik.Çünkü gündüz yanan alevler pek belli olmuyor.Tereddütlerimiz de oldu tabii acaba akşam ziyaret oluyor mu diye ama 24 saat açıkmış.Elimize fenerlerimizi; dilimize türküleri,marşları aldık ve yaklaşık 30 dk süren bir dağ yürüyüşü başladı.Yorulduk,bacaklarımızı hissetmedik,oksijen fazlalığından başımız döndü ama taşların arasından çıkan ateşleri görmek hepsini unutturdu.Bol fotoğraf,bol kahkaha,bol efsana eşliğinde midemizden gelen açlık seslerini daha fazla bastıramadık ve Kemer'e bağlı Uludere'deki Kartal Restaurant'a attık kendimizi.Balık ve et üzerine müthiş bir yer ve servisi de çok hızlı.Ama aşırı kalabalığı göze almalısınız.Çok da lüks değil ama kalite ve lezzet son derece mükemmel.Yolunuz düşerse mutlaka uğrayın derim.Pişman olduğumuz bir şey var ki o da Yanartaş'a giderken yanımıza sucuk ekmek almadığımızdır.Bir daha sefer kısmet oluırsa ateşte sucuk yapmak tek derdimiz olacak.Bu arada yaz döneminde gitarını,bağlamasını alan kendini oraya atıyormuş.Biz yazın gitmeyi planlarımıza dahil ettik bile.Ama sucuksuz değil:)
Bitt sanıyorsanız yanılıyorsunuz:)Sanırım bu en uzun yazım olacak.Ama başta söylemiştim dolu doluydu.Antalya'ya gidip de Beach Parkı'na uğramamak olmazdı.Ama malum sezon başlamayınca çoğu yer kapalıydı.Biz canlı müzik olsun istediğimizden SHINTO'yı tercih ettik.Yine müzik ve kahkayla dolu bir gece oldu.Ve günün sözü "gece hayatı bizi bozar." oldu.Çünkü hepimiz içmeden sarhoş olmuş gibiydik.Gülme krizi geldi mi gitmek bilmiyor...
Bütün bu yoğunluk içinde yeni evimizin tapusunu almak için yeri geldi sinir olduk yeri geldi günlerce bekledik ama sonunda almayı başardık.Çok şükür artık bizim de bir evimiz var.ALLAH herkese gönlüne göre versin inşallah.
Gitmeden önce istediğim bir şey vardı ki o da tiyatroya gitmekti.Bir türlü denk gelmedi.Bizim uygun olduğumuz dönem oyun gösterimi yoktu.Ama inat ettim yola çıkacağımız gün gittik.ERKEK PARKI vardı.Komedi tarzında eğlenceli bir oyundu.Ama daha iyilerini de görmüştüm itiraf ediyorum:)
Ve yola çıkmadan önce bir de pizza ziyafeti çekelim dedik.Aslında pizzayı hiç sevmez-dim.Gençliğin o çılgın dönemlerimde yediğim ve bir daha asla yemem dediğim bir tattı.Hatta pizza diye çıldıran,evine siparişler yağdıran ve "yok böyle bir şey" diyenlere hayret ederdim.Ama tiyatrodaki oyunda öyle bir pizza yiyişleri vardı ki oyun sonunda PİİZZZZAAA çığlıkları atan bendim.Çekinerek, biraz da korkarak attım ilk lokmayı ve sonrası geldi."Yok böyle bir şey" diyenler kervanına ben de katıldım.Artık pizza benim en yakın dostumdur:)
Sanırım bu kadar yeter.Tatil maceramız bu kadar.Umarım daha nicelerini yaşamak nasip olur.Bu arada insanın ailesinin olması hele hele aynı dili konuştuğu,anlaştığı,her şeyini paylaşabildiği,tüm çılgınlıkları yaptığı ve her zaman yanında olacağına inandığı bir kardeşi ve ağbisi olması inanılmaz büyük bir lütuf.Rabbim sana teşekkür ediyorum.
İyi geceler sevgili dostlar.Umarım sizin de tatiliniz gönlünüzce olmuştur.
10 Şubat 2011 Perşembe
BEN GELDİM!!!
Dolu dolu,yoğun bir Antalya tatilini dün bitirdik.Birkaç gün de evimizde dinlenelim istedik.Güzel ve doyurucu tatilin ayrıntılarını en kısa sürede paylaşacağım.Sevgiyle...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
























