31 Mart 2011 Perşembe
BABASIZ EZGİ :(
Bazen olmadık densizlikler yaparız.Çoğunluğunun sebebi de cahilliğimizdir.Ağzımızdan çıkan kelimelerin bir başkasının kalbini sızlatacağını,gözlerinde yaşlara sebep olacağını bilemeyiz.Fark ettiğimizde ise iş işten geçmiş olur ne yazık ki.Bugün o densizliği yapan kişi bendim.Hâlâ kızıyorum kendime.Bu sabah dersim görevlendirildiğim okuldaydı.Yedinci sınıflarla dersimiz vardı.Güzel güzel kitaplarımızı okuduk,söyleştik,güldük,eğlendik,önceki gün yapılan kitap okuma yarışması hakkında biraz tartıştık.Yani tam anlamıyla güzel bir dersti.İşlediğimiz metinde yazar babasını tanıtıyordu.Nasıl bir kişiliğe sahip olduğundan,nereden nerelere geldiğinden,çocuklarını eğitmek için yaptıklarından...keyifli bir metindi.Ben de metni içselleştirelim,havada kalmasın diye öğrencilerime babalarını tanıtan kısa bir paragraf yazmalarını söyledim.5 dakika da süre verdim.Herkes halinden memnun,bir gayret başladılar yazmaya.Arada 2-3 dakika geçtikten sonra bir öğrencim geldi ve:
-Öğretmenim ben kimi yazacağım,dedi.
-Babanı evladım,dedim.
Sonra tekrar:
-Öğretmenim ben kimi yazacağım,dedi.
Ben biraz da kızarak:
-Ezgi'ciğim babanı yazacaksın,nasıl biri olduğunu,neler yaptığını,falan diye sıralarken Ezgi:
-Öğretmenim benim babam yok ki,dedi.
Önce anlamadım ya da anlamak istemedim.Nasıl yani,dedim.
-Benim babam öldü öğretmenim,dedi.
-Hiç tanımadın mı?Sen kaç yaşındayken öldü,diye sordum.
-Ben bir buçuk aylıkken ölmüş.Hiç görmedim babamı,dedi.İşte o anda anladım ne kadar büyük bir gaf yaptığımı.Öğrencimin yüreğini ne denli sızlattığımı.Gözlerindeki yaşı silerken teselli etmeye çalıştım ne kadar daha teselli edilirse artık.İşte güçlü olan ve Allah'ın sevdiği kişilerin zorluklarla erken tanıştığını,bunun üstesinden gelebilecek kadar güçlü olduklarını vesaire,vesaire geveledim.Ama iş işten geçmişti.Ne desem,ne yapsam kâr etmedi.İçimde bir sıkıntı,yüreğimde bir ağırlık,gözlerimde akıtamadığım bir yığın yaş ve "keşke"lerle dolu bir yığın cümle."Keşke daha önceden öğrencilerimin aile yapısını öğrenseydim,keşke derste Ezgi'yi boynu bükük bırakmasaydım,keşke yetimliğini bir kez daha yaşatmasaydım........."OFFFF,OFFFF bu gece geçmez artık.Ne yapmalı da telafi etmeli.Sahi var mı bunun telafisi???
Üzgünüm Ezgi gerçekten.Özür dilerim:(
28 Mart 2011 Pazartesi
YAŞASIN!!!
Bugün aldığım güzel bir haber sonucu ayaklarım yere basmıyor.Çok mutluyum,çooooookkkkk.Evrene gönderdiğim onca mesaj işe yaradı ve yerini buldu nihayet.Tamam istediğim her şey daha gerçeklememiş olabilir ama belki de en çok istediğim gerçekleşmiş durumda.Diğerleri de zamanla olacak inanıyorum:)Şimdi merak ettiniz değil mi bu kadar koşuşturmaca,telaş ve yorgunluk arasında acaba hangi dileğim gerçekleşti ve beni bu kadar mutlu etti.Bir balık kadınının en düşkün olduğu,en değer verdiği şey ne olabilir ki?Tabi ki ailesi ve dostları.Gerçekleşen dileğim ise dostumla ilgili.Canım dostum,sırdaşım,çılgınım,enerji depom,gencecik anne,say say bitmez iyi özelliğe sahip olan bu güzel insan benden çok uzakta ikamet ederken şimdi yamacıma geliyor.Eşinin tayini çok çok yakın bir yere çıktı.Yaz döneminde taşınacaklar.Nasıl mutluyum,nasıl mutluyum bir bilseniz.Yüreğim pır pır,içim içme sığmıyor....Bundan sonra her hafta sonu onlar bizde biz onlar da inşallah.Her hafta olmasa da her ay inşallah:)
Teşekkür ederim Rabbim.Seni seviyorum,dostlarımı seviyorum,dostlarımla yaşamayı seviyorum.Tez zamanda dilekleriniz gerçekleşsin inşallah....
22 Mart 2011 Salı
KAPARİLİ FETTUCİNİ
Pratik ve leziz bir makarna tarifi istiyorsanız tam sizlik bir paylaşım olacak bu:)Kapari özellikle içerdiği fosfor bakımından çok faydalı besinlerin başında.Gebereotu olarak da biliniyor.Ben kendisini turşu olarak tanıdım.Yemeklerin yanına yakışıyor.Ama ben makarnadaki sos halini çok sevdim.Oldukça kolay hazırlaması:
Efendim öncelikle makarnanızı(ben fettucini tercih ettim.siz istediğiniz makarna türünü kullanabilirsiniz.)haşlıyorsunuz.Soğuk suya tuttuktan sonra süzülmesini bekliyorsunuz.Bu arada tavaya çok az sıvı yağ ve tereyağını koyuyorsunuz.Eridikten sonra 4-5 diş sarımsağı ince ince doğrayıp hafif kavuruyorsunuz.Üzerine kabuğu soyulup küp küp doğradığınız domatesleri ekliyor ve 2 yemek kaşığı kadar kapari turşusundan koyuyorsunuz.Ben az da kapari turşusunun suyundan da eklerdim.Tuz ilave edip karıştırıyoruz.Makarnaları ekleyip şöyle bir karıştırıyorsunuz.Sonra tabaklara koyup üzerine kaşar peynir rendeleyip afiyetle yiyorsunuz.Artık kaç tabak yiyeceğiniz sizin kapasitenize kalmış.Ben 2 tabağı rahat yedim:)Kalsaydı daha da yerdim...
Afiyet bal şeker olsun...
20 Mart 2011 Pazar
PAZAR DUASI
Yaşadığımız ilçede cumartesi günleri halk pazarı kuruluyor.Çevre köylerden, ilçelerden gelen binbir çeşit seze,meyve ve insanlarla rengarenk oluyor ilçemiz.Daha önceki görev yaptığımız köyde pazar üç-dört manavdan ibaret olunca buraya gelip de bu çeşitliliği görünce tabiri caizse mal bulmuşa döndük.Özellikle köylülerin getirdiği ürünler baş tacımız.Taze taze,dalından kopup gelmiş ürünlerin kokusu bile sizden sizi almaya yetiyor.Fiyatları da uygun sayılır.Antalya'ya göre biraz pahalı kaçıyor ama yine de memnunuz halimizden.
Buradaki pazarın bir güzelliği daha var ki değinmeden geçemeyeyeceğim:"Pazar Duası"...Pazar sabah erken saatlerde kuruluyor dolayısıyla sabah erken vakitte hareketlilik de başlamış oluyor.Saat 09.00 gibi alışverişin en yoğun olduğu vakitte belediyeden bir anons duyuluyor:"Sayın ilçe sakinleri pazar duamız başlamaktadır."Anonsu duya n herkes-alıcı,satıcı,çocuk...-her şeyi bırakıyor ve ellerini açarak anons edilen duaya eşlik ediyor.Aynı anda yüzlerce kişi aynı dileklere 'amin' diyor,telaşa son veriyor,ve bereketli bir alışveriş için dikkat edeceklerini hatırlıyor.Dua bitiminde okunan Fatiha ile telaş,koşuşturmaca,hareketlilik kaldığı yerden devam ediyor.İlk geldiğimizde çok şaşırmıştım,ne olduğuna anlam verememiştim.Çünkü bu güne kadar hiç böyle bir gelenekle karşılaşmamıştım.Şimdi ise pazarı sevmeme bir neden daha eklemiş oldum.
Sizin oralarda pazar telaşı nasıl geçiyor,dualar eşlik ediyor mu alışverişinize bilmiyorum ama eğer böyle bir güzelliği yaşamadıysanız hayatınızda bir şeyler eksik demektir.
Dua güzelliğinde bir pazar günü diliyorum...
17 Mart 2011 Perşembe
FORMALİTEDEN
Uzun zamandır yazamıyorum malum hayatımız formalitelerden ibaret.Yazılar,programlar,kutlamalar,misafirlikler...son günlerde yaşadığım her şey,çevremdeki çoğu kişi yapmacık,samimiyetsiz ve olması gerektiği için olanlardan ibaret geliyor.Formaliteden gülümsüyor-selam veriyoruz(hoş çoğu zaman bundan da bihaberiz),formaliteden konuşuyor birbirimizi sevdiğimizden bahsediyoruz,formaliteden anma ve kutlama programları yapıyoruz,...daha neler neler.12 Mart'ta İstiklal Marşımızı en güzel okuyan öğrenciyi seçtik.Bu akşam 18 Mart. Çanakkale Şehitlerini anma programında yazılar-şiirler okundu,piyesler sergilendi,bol gözyaşı döküldü.Hepsi yapılmak için yapıldı.İçerikten herkes bihaber.Gözyaşı dökünce her şeyin yoluna gireceğini,kendimizi temize çekeceğimizi sanıyoruz.Artık ağlamaktan bile nefret ettim.Formaliteden olan,yapmacık olan,samimiyetsiz olan her şeyden nefret ediyorum.Hele iki yüzlü,art niyetli,yüzüne gülüp arkandan iş çeviren insanlara tahammül edemiyorum.Tahammül edemediğim için de hayatımdan,sohbetimden,face'imden siliyorum.Ve rahatlıyorum.Böylelerini gördükçe az sayıdaki samimi insanlara daha çok sarılıyorum.
Samimi olanlar bu tarafa,iki yüzlüler dışarıya...
8 Mart 2011 Salı
TATİL
Türkiye genelindeki kar yağışı bizim buraları da etkiledi.Sabahtan beri yağan kar hayatı resmen felç etti.Bir tipi,bir tipi sormayın gitsin.Yürümek imkansız,arabayla gitmek zor mu zor.Öğlen ders çıkışında küçücük bir tepeyi bile çıkamadım.Yol olduğu gibi buz,üstü kar.Baktım araba kayıyor olduğum yerde durdum.Hemen acil durumlarda ilk başvurulacak kişi olan eşime müracaat ettim.Koşa koşa geldi beni aldı ama öyle böyle değildi yol durumu.Şimdi de okulların yarın bir gün tatil edildiğini duyduk.Nasıl sevindik,nasıl sevindik.Kendimi kitaba(şu an elimde iki kitap var:katre-i matem ve aşkın gözyaşları),filme,diziye,uykuya,çaya,kahveye ve mercimek köftesine vermeyi düşünüyorum.Haberi alır almaz arkadaşlarla plan yapıldı:yarın mercimek köftesi yenecek.Yaşasın tatil,yaşasın kar.Seviyorum seni çevreyi temizlediği kadar yüreğimi de temizleyen,beyaz eyleyen kar.
Kar beyazlığında ve tatil tadında olsun geceniz...
7 Mart 2011 Pazartesi
GÜLMEK
İki gündür haber programlarını kahkahalarıyla renklendiren bir bebek var.Babasının yrıttığı kağıtlara kahkaha atabilen bir bebek.Kahkahaları benim de gülmeme;aynı zaman da düşünmeme de sebep oldu.Bebekken bir kağıdın çıkardığı seslere kahkaha ile cevap veren biz insanoğlu ne oluyor da zamanla gülümseyemez hale geliyoruz.Geçim derdi,ailevi sorunlar,aşk sancısı,dünya telaşı...bu kadar mı engelliyor gülüşlerimizi.Tanımadığımız bazen de tanıdığımızı sandığımız insanların sözleri,davranışları,bakışları bizi yaralayıp gülüşlerimizi dondurabiliyor.Sevdiklerimizin umursamaz tavırlarıdır bazen bizi gülüşlerimize yabancılaştıran.Bazen de kendimize olan uzaklığımızdır.Ben mesela,neden bu kadar uzak kaldım masum gülüşlerimden?Neden kahkahalarım sebepsiz yere hıçkırıklara dönüşüyor?Ya da en mutlu olduğum anlardaki yüreğimde hissettiğim burukluk?İki gündür soruyorum kendime bulabildiğim tek geçerli sebep: beklentilerimin fazla olması ya da şöyle diyeyim herkesin ben gibi ince düşünüyor olmasını beklemek.O da olmayınca-kabaların dünyasına hapsolunca-kahkahaların beni terk etmesi şaşılacak bir şey olmasa gerek.Neyse böyle ağır konularla kahkahaları kendimden daha fazla uzak tutmak niyetinde değilim.Buyrun efendim seyredelim kahkahalarımız daim olsun:
6 Mart 2011 Pazar
UMUT YETİŞTİRMEK
İlk artıyı isminin güzelliğiyle aldı.UMUT YETİŞTİRMEK-RAISING HOPE yeni izlemeye başladığımız dizilerden.Çok sıcak,keyifli ve komik.Üstelik bizdeki diziler gibi 2-3 saat de sürmüyor.Hepi topu 20 dk.Bütün bunlar tüm artıları topğlamasına yeter de artar.Hele bir de işten yorgun gelmişseniz,keyfiniz yoksa,yağmur yağarken evde takılmak zorunluluğunuz varsa;okuduğunuz kitap,içtiğiniz kahve,yapılan sohbetler sizi kesmiyorsa "azıcık da gülsek ne iyi olur" diyorsanız kahkaha garantili bir aile dizisi sizi bekliyor.Aile deyince Türk aile yapısına pek uygun sahneler bulamayabilirsiniz.Hoş son zamanlarda Türk dizilerinin de durumu malum.Bir göz atın pişman olmazsınız,derim.Şahsen koca bir pazar gününü ev işi yaparak geçiren ve neredeyse hem yorgunluktan hem de sinirden çıldırmak üzere olan beni bile keyiflendirdi.Güzel şey umut etmek,umut yetiştirmek...
Sevgiyle...
4 Mart 2011 Cuma
FIRTINA
Patlayacak bir bomba,en kısa sürede kopacak bir fırtına gibiyim.Beni,bu günümü en iyi Şebnem anlatır deyip sözü ona bırakıyorum:
1 Mart 2011 Salı
UĞUR BÖCÜKÜM:))
Yeni yaşımın en güzel, en sevdiğim hediyesi işte bu şeker uğur böceği:
Hayatımın uğur'u,kocamın yeni yaşım için aldığı güzelliklerden.Küpesini de çok aradım ama bulamadım:(Ama pes etmedim:bulacağım,azimliyim...
Çocukken de çok severdim uğurböceklerini.Ummadığın anda saçında,elinde,kolunda ya da bacağında beliriveren;çocuk yüreğini pır pır ettiren;gitmesin diye dua ettiğin;kırmızı rengi üzerindeki siyah beneklerini hayranlıkla izlediğin ve sonunda dileklerini sıralayıp "uç uç böceğim..." diye başlayan tekerlemeyi sıralarken uçan böceğin dileklerini getirmeye gittiğini düşündüğün o günler geldi aklıma.Tuttuğum dilekler gerçekleşti mi hatırlamıyorum.Artık uğurböceği de görmüyorum.Ne zamandır konmuyor elime,avucuma...özlüyorum dediğim anda Rabbim çıkardı ömrümün uğur'unu...Avucuma gelmeyen yüreğime geldi ve tüm dileklerim gerçekleşti.
Seviyorum uğur böceklerini,kolyemi ve eşimi...Arkadaşlarımın dedikleri doğru sanırım:29'un tadı bir başka.Şimdiden hissediyorum bunu...
Hayatınızdaki uğurlar eksik olmasın ve en önemlisi yüreğinize dokunan uğur'larınız olsun...Sevgiyle...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











