12 Mayıs 2010 Çarşamba

UÇURTMA SEVDASI:)))


Ne kadar uzun zaman olmuş yazı eklemeyeli.Bu sene zaman nasıl geçiyor hiç anlamıyorum.Bir yoğunluktur aldı başını gidiyor.Allah eksik etmesin misafirlerimizin de bunda katkısı çok.Sağolsunlar evimizi şenlendiriyorlar.Kimi akşam ziyaretleriyle,kimi hafta sonu gelip kalışlarıyla mutlu ediyorlar bizi.Bunun dışında 23 Nisan'ı kutlayıp çocuklar gibi bayram ettik;ikinci yazılıları bitirip performans ve proje görevlerini hallettik;bu arada kendimizi de ihmal etmeyerek Fethiye ve yeni bir Muğla,Marmaris gezileriyle yaşamımıza renk kattık-bütün bu koşuşturmaların içinde yaşadığımızı fark edelim diye.

Kimi zaman yorgunluktan,kimi zaman kırgınlılarımızdan,kimi zaman kızgınlıklarımızdan küstük hayata,çevremizdekilere,kendimize...."Neden?" sorularına cevap bulamazken "Kısmet" kelimesine sığınmak işimize geldi;sormaktan vazgeçtik.Beklentilerin bizi tükettiğini görünce -benim için çok zor olsa da-kimseden bir şey beklememeyi öğrenmeye çalıştık.İnsanların bencilliklerini ve umursamazlıklarını dile ve kelimelere dökemeyince susmayı tercih ettik.Yapılanları hak etmediğimizi söylediğimizde nefsimizin ne kadar da devleştiğini fark ettik.Ve "herkes" gibi olmaya başladık.Görmeyen,duymayan,umursamayan,yaşayan ölülerden biri haline geldik.Yıllarca insaniyet adına yaptıklarımı tek kalemde silip "insaniyet" kelimesini hayatımdan çıkarmaya karar verdim.Malum insanlara yapılır insaniyet.Uzun zamandır çevremde bu özelliklere sahip kişileri-insanları- göremeyince kullanmaya da gerek kalmamış oldu.
Neyse yazacaklarım bunlardan çok farklıydı.Nerelerden nerelere geldim.Anneler gününde annemin yanında değildim.Kısmetse haftaya olacağım.Bir ana önce vakit geçsin diye kitaplara sardım yine.Dün "UÇURTMA AVCISI"nı bitirdim.Ve ben de tek kelime ile bittim.Uzun zamandır okumak istiyordum ama dün kısmet oldu.Sabah başladım gece ikide bitirdim.Söylememe gerek var mı bilmiyorum ama gözümün yaşı dinmedi.Mahvetti beni.Konu,anlatılışı,kelimeler,olaylar kısacası kitap tek kelime ile muhteşem.Dostluk denen şey nasıl bir şeymiş çok iyi anlatıyor ve ister istemez kişinin nasıl bir dost olduğunu;nasıl dostları olduğunu sorgulatıyor.
Kendi adıma verdiğim cevaplar iç açıcı; gel gelelim dostlarım(!) konusunda aynı şey söz konusu değil.Neyse zamanla bunları da önemsememeyi öğreneceğim.Nasılsa bir yolunu bulup öğretiyorlar.Velhasıl bu kitapla bir kez daha sevdim uçurtmaları-şimdiye kadar hiç uçurmamış olsam da.30 Mayıs'taki Uçurtma Şenliği'ni sabırsızlıkla bekler oldum.

Bir uçurtmanın kanadına takılıp uzaklara gitmek istiyorum:çıkarların olmadığı ve seni her şeyden çok seven dostların olduğu.Hiç düşünmeden 'senin için bin tane yakalarım' diyenlerin var olduğu diyarlara.Kitabı okursanız ne demek istediğimi anlarsınız...

17 Nisan 2010 Cumartesi

PİKNİK SEPETİM



Güzelim hafta sonunda güzel bir mangal keyfi yapalım dedik.Çok da güzel oldu ama sanki dostlarla daha bir güzel oluyor gibi.
Çok karıştırmayı sevmiyoruz piknikte.O yüzden az çeşiti olan ama fazlasıyla doyurucu bir piknik oldu.Pikniğin vazgeçilmezi tavuk kanatlar tabii ki-bir gün önceden terbiyeleyince süper oluyor-patlıcan salatası,ayran,çay...Mis gibi doğa kokan,kuşların cıvıldadığı,papatyaların boy gösterdiği ve insanın "İyi ki geldin bahar!" dediği bir gündü.Çok şükür yaşatana.

9 Nisan 2010 Cuma

VE MARMARİS


Günler yoğun ve monoton bir şekilde akıp giderken;biz umarsızca zamanı yakalamaya çalışırken ve her defasında hüsrana uğrarken;yazılılar,performans görevleri,23 Nisan çalışmaları derken kendimizi kaybettiğimizi ilk eşim fark etmiş olmalı.Geçen gün egzersizden yorgun bir şekilde eve döndüğümde:"Hadi hazırlan,gidelim." dedi.Ben önce şaka yapıyor falan sandım ama baktım ki ciddi "Nereye?" dedim; O da "Marmaris'e" dedi.Nasıl yani falan derken öğretmen evini aradık,yer ayırttık ve cumartesi sabah erkenden yola koyulduk.Yollar sakin,hava güzel,eşim-canım,sevdiğim-yanımda değişiklik yapmanın ve yeni bir yer keşfetmenin heyecanı ile 2 saat süren güzel bir yolculuktan sonra o mis gibi hanımeli kokan,portakalların hâlâ ağaçları süslediği,küçük,şirin ve sakin Marmaris'e ulaştık.İçim kıpır kıpır.Evler iki üç katlı,herkesin bisiklet ve motorsiklet kulandığı ,cennetten bir köşe dedirten yerlerden biri.Hemen öğretmenevinin yolunu tuttuk.Eşyalarımızı yerleştirip kahvaltımızı yaptıktan sonra Marmaris gezimiz başladı.Yürüyerek sahile indik.Ordan Kale'yi,limanı,bedesteni dolaştık.Denizin,kokusunun ve mavisinin tadını çıkardık.Öğlene doğru çok sıcak olunca öğretmenevine geri döndük.Bir güzel uyuduktan sonra İçmeler beldesine yol aldık.Orası da gelişmiş bir kasaba.Fakat henüz sezon açılmadığından Marmaris gibi orasıda çok faal değil.Herkes sezona hazırlanıyor.Derken açlık kendini fena halde hissettirince tavsiye üzerine bir lokantaya gidiyoruz.Menüde tahinli pideyi,lokantanın duvarlarında Pamukkale'yi ve Denizli horozunu görünce lokanta sahibinin Denizlili olduğunu tahmin ediyoruz.Çıkmadan önce sorunca da haklı olduğumuzu anlıyoruz.Tevafuk olsa gerek öğrencimin babası çıkıyor.Gurbette hemşehrisini bulan biri gibi seviniyoruz.Marmaris'e dönerek gecesinin,sahilinin,ışıklarının tadını çıkarıyoruz."İyi ki gelmişiz!" diyoruz.Ara sıra yapmalı kararı aldıktan sonra huzurla evimizin yolunu tutuyoruz.İnsanın böyle eşi olduktan sonra...

© Blogger - Template by Blogger Sablonlari - Header image by Deviantart