5 Ocak 2011 Çarşamba

SARIKIZ KAHVELİ

Sodayla aranız nasıl bilmiyorum.Biz yaz döneminde günde en az iki kere tüketiyoruz.Kış döneminde ise bu sayı bire düşüyor.Hem mide hem de cilt için bulunmaz nimetlerden.Daha önceleri meyvelisini tercih ediyordum.Daha sonra sade olanı tüketmek daha zevk verdi bana.Derken Sarıkız firmasının kahvelisini ürettiğini öğrendik aşağıdaki videoyla:


Çok heveslendik denemek için.Hele ben bir kahvesever olarak çok aradım ama bir türlü bulamadık.Geçen akşam ufak tefek birkaç şey almak için markete gittiğimizde gözüme çarptı.Hemen kaptım kendisini.Eve gelir gelmez denedim;kokusu dahil tam anlamıyla benlik bir lezzet.Eğer farklılıklara açıksanız,kahveyi ve sodayı seviyorsanız en kısa sürede deneyin derim.
Afiyetle,sağlıkla....

4 Ocak 2011 Salı

YOL ARKADAŞIM(IZ)

Pazar günü hava soğuktu ama tatlı soğuklardan.Hani sizi üşütmeyen,rüzgarın teninize dokunuşuyla yaşamınızı güzelleştiren ve "iyi ki"lerinizi çoğaltan cinsten.Çıktık bu güzellik uğruna yollara.Ellerimiz ceplerimizde,dudaklarımızda kâh bir türkü,kâh hafif bir ıslık an'ın tadını çıkarmaya çalışırken birden yanımızda belirdi bu tanımadığımız yolcu.Belki türkümüze, belki ıslığımıza ortak olmaktı derdi.Ne sebeple olursa olsun iyi ki geldi yanımıza,iyi ki adımlarını adımlarımıza eş eyledi,iyi ki masum gözlerini kaçırmadı gözlerimizden.Evet bahsettiğim bu tatlı köpekçik...





Normalde korkarım köpeklerden.Önceki yaşantılarımda herhangi bir olumsuzluk yaşamışlığım da yoktur kendi cinsleriyle ama yine de korkarım işte.O yüzden peşimize takılınca ürktüm;gitsin yanımızdan diye dua ettim ama olmadı.Sakin adımlarla,sessizce hemen arkamızdan bizimle beraber geldi.Ne bir kere havladı ne de 1 mt ileri geçti.Hep bizden bir adım arkada geldi.Çok sevdirdi kendini bu masum bakış ve uysallıkla.Eve bile getirmeyi düşündük ama olmadı.İsmini GARİP koyduk.Kısa bir süreliğine de olsa iyi bir yol arkadaşıydı.Biz yürüyüşü çayla taçlandırmak için büfeye giderken ardımızda bıraktık GARİP'i...Biraz buruk hissettim kendimi ama sonrasında şükretmem gerektiğini düşündüm.Sonuçta hayatta kaç defa böyle yol arkadaşları çıkıyor ki karşımıza.Hiç tanımadığı halde karşısındakine değer veren ve o'nun hep bir adım gerisinde durmaya özen gösteren...İyi ki o gün takıldın peşimize Garip.Günümüze,yüreğimize güzellik getirdin tıpkı önceki gün karşımıza çıkan sincap gibi.Seviyorum sizi...

2 Ocak 2011 Pazar

KOK-KO-REEÇ



Yazıma neden böyle bir başlık koyduğumu aşağıda açıklayacağım ama öncesinde söylemem gerekenler var:Efendim sağlıklı,mutlu,bol kahkahalı bir yıl olsun 2011.İstediğimiz,gönlümüzde biriktirdiğimiz nice dilek varsa hepsi 2011'de gerçekleşsin inşallah.

Güzel başladı-(mıştı) yeni yıl.Çekilişler yaptık öğrencilerimle;hediyeleştik.İyi dileklerde bulunduk,güldük,eğlendik,yeni yıla dair umutlar biriktirdik yüreklerimizde.Dostlardan,ailelerden ayrı girilen yeni bir yılın burukluğu telefonlarla giderilmeye çalışıldı.Eşimle,cancağızımla nice yıllar eskitmeye dair meyve suyu bardaklarını şerefe kaldırdık.Çocukluğumuzdaki gibi çerez yedik,meyvalar tükettik,ve gelecek yıllara iz bırakalım diye parmak boyasıyla kağıtlara el izlerimizi bıraktık.Çok mutlu olduk,çok sevindik.Durup durup el izlerimize baktık.Bir ömür yan yana olma dileklerini gözlerimiz dolarak dile getirdik.

Bu hafta sonu kurs olmadığını ve günlerce uyumak istediğimi söylemiştim önceki yazımda.Fakat güneşli, güzel bir cumartesi  sabahına hele de yılın ilk gününe haksızlık etmemem gerektiğini düşünerek vurduk kendimizi yollara.Gez,gez,gez ayaklarımız şişti.Yorgunluğu en güzel kahveyle atarız diye Gönül Kahvesi'ne attık kendimizi.Farklılıklara yer verelim istedik ve Türk Kahvesi yerine macho içmeye karar verdik.Tadından ziyade görüntüsü her şeye bedel...Haksız mıyım?


Çılgınlar gibi alışveriş yaptıktan sonra kokoreç yiyelim dedik.Ver elini Vitamin Kokoreç'e gittik.Bir güzel yedik yarım ekmek kokoreçi yanında şalgam suyuyla.Üzerine de künefe yedik.Ve yola düştük.Yolda bir mide ağrısı,bir mide ağrısı...kıvranıyorum resmen.Bu yaz da aynı şey olmuştu.Kokoreçten sonra aynı sancı,aynı gözyaşı ve hastane.Ama doktorlar kokoreç bir şey yapmaz;olsa olsa kansızlıktandır dediklerinden tekrar cesaret edip götürmüştüm mideye kokoreçi.Ama bu son...Anladım ki kokoreç bana-mideme hiç yaramıyor.Eve nasıl geldik,hastaneye nasıl gittik bilmiyorum.Serumu yiyip hastanede iki saat kalınca kendime geldim.İlaçlarla biraz daha iyi zavallı mideciğim:(Bir daha kokoreç mi?ALLAH mecbur bırakmasın.Yazık bu mideye yazık...Bu arada cancağızım:Nereden aklına geldi kokoreç yemek;yiyecek başka bir şey bulamadık mı,bir daha sakın kokoreç yiyeceğim deme,diye diye bir hal oldu.Neyse yılın ilk hastane ziyaretini yapmış bulunuyorum.ALLAH beterinden saklasın.

Bu arada yeni yıla kitapsız girilmez diyerek iki yeni kitap aldım.İkisi de Ahmet Şerif İZGÖREN'in.Birisi ŞU HORTUMLU DÜNYADA FİL YALNIZ BİR HAYVANDİR;diğeri SÜPERMAN TÜRK OLSAYDI PELERİNİNİ ANNESİ BAĞLARDI.Oldukça iddialı iki kitap.Bitirdikten sonra yorum yaparım.




Sağlıklı,bol kitaplı,kokoreçsiz bir yıl dliyorum:)))

© Blogger - Template by Blogger Sablonlari - Header image by Deviantart