13 Şubat 2011 Pazar
HAREMGÂH KAPILARINI AÇTI
Can dostum,üniversite yıllarımın gülen yüzü,çılgın kızı,sırdaşım,yol gösterenim,yol arkadaşım;şimdi ise çok uzakta olan ve çok özlediğim,tanıdığım en iyi türkçe öğretmeni,en sosyal kadın ve kendini her açıdan iyi yetiştiren arkadaşım Sevgi'm nihayet Haremgâh'ının kapılarını açtı.Emin olun bundan sonra blog aleminde hiçbir şey aynı kalmayacak.Hele az bir zaman geçsin anlayacaksınız siz de bir kova kadınının farkını.
Sevgi'm hoş geldin.Hayırlı olsun.Biliyorsun en sıkı takipçinim:)Siz de merak ediyorsanız buyrun.
12 Şubat 2011 Cumartesi
TATİLİMİZ
Daha önceki yazımda bahsettiğim gibi tatilimiz çok güzel geçti.Aslında niyetimiz hem Antalya hem Manisa ziyaretiydi ama Manisa'ya gitmek nasip olmadı.Biz de Antalya'nın tadını doyasıya çıkaralım dedik.Şehir dediğin Antalya gibi olmalı.Cıvıl cıvıl,yaşanılası,bunaltmayan,sıkmayan,insana yaşadığını hissettiren cinsten...Mağazalar,vitrinler,ucuzluklar gözlerimin dönmesine yetti de arttı:)Ne kadar harcadığımı hesaplamadım;korkuyorum çıkacak rakamdan:))
Hava da şansımıza çok güzeldi.Güneş bizi hiç yalnız bırakmadı.Gündüz gezmeleri yetmedi bize gecelere de aktık.İlk olarak lKonyaaltı'ndaki Nobel Türkü Evi'ne gittik.Burası ikinci şubesi.İlk şubesi Cumhuriyet Meydanı'nda.Lisedeyken sık sık oraya giderdik.Bunda lisedeki öğretmenimizin işletmesi en önemli etkendi.Daha sonrasında da türkülerin ve müziklerin kaliteli olması bizi bağlıyordu.Konyaaltı'ndaki ortam daha nezih diye orayı seçtik.Güldük,oynadık,halaylar çektik,türkülere eşlik ettik,türküler istedik.Kıvırcık Ali'yi de unutmadık tabii.Rahmetli sık sık sahne alırdı.Kendisi için özel bir köşe oluşturmuşlar.Vefa yakışıyor vesselam insanoğluna-kızına.
Sonrasında Kemer'deki Tahtalı Dağı'nda teleferik maceramız başladı.2340 mt yüksekliğindeydi yanlış hatırlamıyorsam.Çık çık çık bitmedi bir türlü.Kulaklarımız basınç farkından dolayı isyan etti tabii.Ama o manzaraya,o doyumsuz kar ziyafetine değdi doğrusu.
Oradan ver elini Çıralı ve Yanartaş'a.Özellikle akşam gitmeyi tercih ettik.Çünkü gündüz yanan alevler pek belli olmuyor.Tereddütlerimiz de oldu tabii acaba akşam ziyaret oluyor mu diye ama 24 saat açıkmış.Elimize fenerlerimizi; dilimize türküleri,marşları aldık ve yaklaşık 30 dk süren bir dağ yürüyüşü başladı.Yorulduk,bacaklarımızı hissetmedik,oksijen fazlalığından başımız döndü ama taşların arasından çıkan ateşleri görmek hepsini unutturdu.Bol fotoğraf,bol kahkaha,bol efsana eşliğinde midemizden gelen açlık seslerini daha fazla bastıramadık ve Kemer'e bağlı Uludere'deki Kartal Restaurant'a attık kendimizi.Balık ve et üzerine müthiş bir yer ve servisi de çok hızlı.Ama aşırı kalabalığı göze almalısınız.Çok da lüks değil ama kalite ve lezzet son derece mükemmel.Yolunuz düşerse mutlaka uğrayın derim.Pişman olduğumuz bir şey var ki o da Yanartaş'a giderken yanımıza sucuk ekmek almadığımızdır.Bir daha sefer kısmet oluırsa ateşte sucuk yapmak tek derdimiz olacak.Bu arada yaz döneminde gitarını,bağlamasını alan kendini oraya atıyormuş.Biz yazın gitmeyi planlarımıza dahil ettik bile.Ama sucuksuz değil:)
Bitt sanıyorsanız yanılıyorsunuz:)Sanırım bu en uzun yazım olacak.Ama başta söylemiştim dolu doluydu.Antalya'ya gidip de Beach Parkı'na uğramamak olmazdı.Ama malum sezon başlamayınca çoğu yer kapalıydı.Biz canlı müzik olsun istediğimizden SHINTO'yı tercih ettik.Yine müzik ve kahkayla dolu bir gece oldu.Ve günün sözü "gece hayatı bizi bozar." oldu.Çünkü hepimiz içmeden sarhoş olmuş gibiydik.Gülme krizi geldi mi gitmek bilmiyor...
Bütün bu yoğunluk içinde yeni evimizin tapusunu almak için yeri geldi sinir olduk yeri geldi günlerce bekledik ama sonunda almayı başardık.Çok şükür artık bizim de bir evimiz var.ALLAH herkese gönlüne göre versin inşallah.
Gitmeden önce istediğim bir şey vardı ki o da tiyatroya gitmekti.Bir türlü denk gelmedi.Bizim uygun olduğumuz dönem oyun gösterimi yoktu.Ama inat ettim yola çıkacağımız gün gittik.ERKEK PARKI vardı.Komedi tarzında eğlenceli bir oyundu.Ama daha iyilerini de görmüştüm itiraf ediyorum:)
Ve yola çıkmadan önce bir de pizza ziyafeti çekelim dedik.Aslında pizzayı hiç sevmez-dim.Gençliğin o çılgın dönemlerimde yediğim ve bir daha asla yemem dediğim bir tattı.Hatta pizza diye çıldıran,evine siparişler yağdıran ve "yok böyle bir şey" diyenlere hayret ederdim.Ama tiyatrodaki oyunda öyle bir pizza yiyişleri vardı ki oyun sonunda PİİZZZZAAA çığlıkları atan bendim.Çekinerek, biraz da korkarak attım ilk lokmayı ve sonrası geldi."Yok böyle bir şey" diyenler kervanına ben de katıldım.Artık pizza benim en yakın dostumdur:)
Sanırım bu kadar yeter.Tatil maceramız bu kadar.Umarım daha nicelerini yaşamak nasip olur.Bu arada insanın ailesinin olması hele hele aynı dili konuştuğu,anlaştığı,her şeyini paylaşabildiği,tüm çılgınlıkları yaptığı ve her zaman yanında olacağına inandığı bir kardeşi ve ağbisi olması inanılmaz büyük bir lütuf.Rabbim sana teşekkür ediyorum.
İyi geceler sevgili dostlar.Umarım sizin de tatiliniz gönlünüzce olmuştur.
10 Şubat 2011 Perşembe
BEN GELDİM!!!
Dolu dolu,yoğun bir Antalya tatilini dün bitirdik.Birkaç gün de evimizde dinlenelim istedik.Güzel ve doyurucu tatilin ayrıntılarını en kısa sürede paylaşacağım.Sevgiyle...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










