Arsızlık yaparak yazdığım ilk yazı sanırım.Sevgili ezgilimelodi'nin blogunda okuyup resmen bayıldığım bu yazıyı kendime o kadar yakın hissettim ki ben de yazmak istedim.Sağolsun ezgilimelodi de beni kırmayarak bu konuda yazı yazabileceğimi söyledi.Ve daha fazla sabredemedim.İşte karşınızda geçmişimin çizgileri:
İlk sıraya çocukluğumun-tamam itaraf ediyorum bu günümün bile favorilerinden olan ŞEKER KIZ CANDY'yi layık gördüm.Onunla her günüm bir bayram sevincine dönüşürdü.Hele şu şarkısı bugün bile neşelendirmye yetiyor:
Kaç kişi biliyor Toffifee çikolatayı ama en sevdiğim çikolatalardan.Almanya'daki akrabalar geleceği zaman sevinmemin en büyük sebebiydi:)Bu günler de aranıyorum market raflarında ama bulamadım.Başka markaların buna benzer tat ve paketleri var ama kesinlikle aynı lezzette değil.Almanya'da da akraba kalmadı ki isteyelim.Burada yapacağımız şey nedir?Evet bildiniz evrene mesaj gönderiyoruz:))
Siz yapar mıydınız bilmiyorum ama ağbimle biz ayçekirdeklerini çitleyip yemez biriktirirdik.Sonra büyük bir tepe haline gelince de avuç avuç ağzımıza atar yerdik.Ara sıra birbirimizin tepelerinden çaldığımız da olurdu:pBazen de bunları yemek yerine kola dolu olan bardağın içine atar ve oradan yemeye çalışırdık.Yazmasam daha mı iyi olacaktı bilemedim?Merak etmeyin sağlığımız yerinde çok şükür.Çocukluk işte.Hayal gücünün sınırlarını zorluyorsunuz o dönem.
Kirmanı kaç kişi bilir bilmiyorum ama o da geçmişimin en zevkli çizgilerinden biri.Yün eğirmekte kullanılan ilkel ama marifetli bir araç kendisi.(Bkz:yandaki resim)Anneannem yün eğirirken dizlerinin dibinde oturup kirmanı çevirmek ve yünün ipe dönüşümünü seyretmek inanılmaz eğlenceli gelirdi.Burnumda ipe dönüşen yünlerin kokusu,kulaklarımda kirmanın sesine eşlik eden anneannemin türküleri,yüreğimde ise o günlere özlem var:(
Tabi ki bir de oynadığımız oyunlar var aklımda kalan.En çok özlediğim ise saklambaç.Ama akşam vakti oynan saklambaçlar.Aslında akşam ezanından sonra dışarı çıkamazdık biz.Ama bazı günler büyükler de dışarıda olduğunda izin vardı arkadaşlarla oyun oynamaya.İşte o akşamlarda oynanan saklambaçlara doyum olmazdı.Hele bir de kalabalık bir grupsanız.Çığlıklar,itirazlar,ve karanlığın verdiği hafif ürperti bizi biraz daha yakınlaştırırdı birbirimize.
Yakar top,istop,yakalamaca,birdir bir ve ip atlamaca meşhur oyunlarımızdı.Bisiklete binmeler,düşüp dizimizi yaralamalar,büyüklerden azar işitmemek için yaraları saklamaya çalışmalar,ve dut ağacına tırmanıp beyaz,kırmızı,siyah dutlara dadanmak,bulanmak ve elinde terlikle bizi ağaçtan indirmeye çalışan yaşlılara duyulan kızgınlıklar gözümün önüde bu gün gibi.
Kokulu silgilerimiz vardı.Tam kokularına kendimizi kaptırmışken "kanser yapıyor" söylentileriyle elimizden alınan.Ve okullarda her gün dağıtılan süt ve fındıklarımız vardı.Daha birinci sınıftık.Okula gitmek için en güzel ve en geçerli sebepti süt ve fındıklar.
Şimdilik bunlar geldi aklıma.Ne iyi ettin de aklıma düşürdün ezgi.Ben de bu konudaki görüşlerini, geçmişteki çizgilerini anlatmak,yazmak ve o günleri hatırlamak isteyen herkesten bekliyorum sıcacık yazılarını.
Ümit ediyorum ki bugünlerden yarınlarımıza hatırlayınca yüzümüzü gülümsetecek ve "iyi ki" dedirtecek çizgilerimiz olsun.
Muhabbetle...










