2 Mayıs 2011 Pazartesi
NEREDEYİM?
Uzun zamandır yazamadım bloguma.Çok ihmal ettim farkındayım.Arayan soranlara teşekkür ediyorum.Her şey yolunda şükür sadece çok yoğun bir dönem yaşıyorum.Yetişemiyorum çoğu şeye.Takip ettiklerimi bırakmadım.Her bir satırını okudum ama yorum yazacak ve sayfama yeni bir kayıt ekleyecek kadar vaktim olmadı."Nerelerdeyim?" diye ben de çok sordum ama artık cevabım net "Geldim artık buradayım!!!"Peki bu kadar zamandır neler yaptım?İlk postumda bahsedeceğim hepsinden.Ses vermek istedim.Şükür yaşıyorum:))
2 Nisan 2011 Cumartesi
YORGUN,BEZGİN VE YORGUNUM...
Bitsin istiyorum tüm işler,yazılılar,ödevler,kurslar,dersler,formaliteler,...ve gelsin artık bir türlü gelmek bilmeyen bahar...Açsın çiçekler,kuşlar ötsün,şarkılar çalınsın dört bir yanda,çocuklar koşsun çılgınca,uçurtmalar salınsın masmavi gökyüzünde,ben ayakkabılarımı çıkartıp atayım bir köşeye,kırlarda-çayırlarda-sahillerde koşayım,koşayım,koşayım yorulunca kendimi atayım bulduğum ilk yere...Sonra elinden tutayım sevdiğimin,gözlerine bakayım,sessizce fısıldayım kulaklarına:
"..Desem ki sen benim için
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin.
Nimettensin,nimettensin..."
Sonra mutluluktan ağlayayım,o kadar çok ağlayayım ki uyuyup kalayım öylece.Sonra gözyaşlarımla temizlenen ruhumla,bedenimle,duygularımla kaldığım yerden devam edeyim yaşamaya.Elimde balonlar,elma şekerleri,pamuk şekerler;dilimde beceremediğim bir ıslık,sallanayım salıncakta,kaydıraktan kayayım,tahteravalli de sevgilimin gökyüzüne yükselişini göreyim.Sonra bunlariçin şükredeyim,şükredeyim,şükredeyim...
Gel artık bahar...Gel ve al bütün yorgunluğumu,kırgınlığımı,sıkılmışlığımı...Gel de güldür yüzümü...
31 Mart 2011 Perşembe
BABASIZ EZGİ :(
Bazen olmadık densizlikler yaparız.Çoğunluğunun sebebi de cahilliğimizdir.Ağzımızdan çıkan kelimelerin bir başkasının kalbini sızlatacağını,gözlerinde yaşlara sebep olacağını bilemeyiz.Fark ettiğimizde ise iş işten geçmiş olur ne yazık ki.Bugün o densizliği yapan kişi bendim.Hâlâ kızıyorum kendime.Bu sabah dersim görevlendirildiğim okuldaydı.Yedinci sınıflarla dersimiz vardı.Güzel güzel kitaplarımızı okuduk,söyleştik,güldük,eğlendik,önceki gün yapılan kitap okuma yarışması hakkında biraz tartıştık.Yani tam anlamıyla güzel bir dersti.İşlediğimiz metinde yazar babasını tanıtıyordu.Nasıl bir kişiliğe sahip olduğundan,nereden nerelere geldiğinden,çocuklarını eğitmek için yaptıklarından...keyifli bir metindi.Ben de metni içselleştirelim,havada kalmasın diye öğrencilerime babalarını tanıtan kısa bir paragraf yazmalarını söyledim.5 dakika da süre verdim.Herkes halinden memnun,bir gayret başladılar yazmaya.Arada 2-3 dakika geçtikten sonra bir öğrencim geldi ve:
-Öğretmenim ben kimi yazacağım,dedi.
-Babanı evladım,dedim.
Sonra tekrar:
-Öğretmenim ben kimi yazacağım,dedi.
Ben biraz da kızarak:
-Ezgi'ciğim babanı yazacaksın,nasıl biri olduğunu,neler yaptığını,falan diye sıralarken Ezgi:
-Öğretmenim benim babam yok ki,dedi.
Önce anlamadım ya da anlamak istemedim.Nasıl yani,dedim.
-Benim babam öldü öğretmenim,dedi.
-Hiç tanımadın mı?Sen kaç yaşındayken öldü,diye sordum.
-Ben bir buçuk aylıkken ölmüş.Hiç görmedim babamı,dedi.İşte o anda anladım ne kadar büyük bir gaf yaptığımı.Öğrencimin yüreğini ne denli sızlattığımı.Gözlerindeki yaşı silerken teselli etmeye çalıştım ne kadar daha teselli edilirse artık.İşte güçlü olan ve Allah'ın sevdiği kişilerin zorluklarla erken tanıştığını,bunun üstesinden gelebilecek kadar güçlü olduklarını vesaire,vesaire geveledim.Ama iş işten geçmişti.Ne desem,ne yapsam kâr etmedi.İçimde bir sıkıntı,yüreğimde bir ağırlık,gözlerimde akıtamadığım bir yığın yaş ve "keşke"lerle dolu bir yığın cümle."Keşke daha önceden öğrencilerimin aile yapısını öğrenseydim,keşke derste Ezgi'yi boynu bükük bırakmasaydım,keşke yetimliğini bir kez daha yaşatmasaydım........."OFFFF,OFFFF bu gece geçmez artık.Ne yapmalı da telafi etmeli.Sahi var mı bunun telafisi???
Üzgünüm Ezgi gerçekten.Özür dilerim:(
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



