
Hayat tüm hızı ve yoğunluğuyla geçerken;kimi gün sevinip kimi gün üzülüp kimi gün kızıp yaşamaya çalışırken umulmayan anlarda karşımıza çıkan küçük sürprizlerdir bizi mutlu eden.Aynı zamanda yüreğimizin burkulmasının da sebebidir o sürpriz.
Bana bu çelişkili duyguları yaşatan kişi geçen seneki öğrencilerimden.Buradaki ilk gözbebeklerimden biri.Bir mektup göndermiş bana şimdiki okulumdaki öğrencilerle.Mektubu ve üstündeki ismi görünce çok mutlu oldum."Tamamdır,sen bu işi başardın.Bir öğrencin kendi isteği ile sana mektup yazdı;hem de bu dönemde."dedim içimden çığlıklar atarak.Neyse kendinden,okuldan,arkadaşlarından bahsetmiş.Beni ne kadar özlediğinden,çok zor günler yaşadığından,bu dönemde tek tutunduğu dalın ben olduğumdan,arkadaşlarının ne kadar değiştiğinden ve bir sürü olumsuz durumdan.İçimdeki sevinç birden söndü,gözlerim doldu ve buruk bir tat kaldı damağımda."Gel!" diyordu,"Öğretmenim yardım et!" ,"Tut elimden!" "Bırakma beni!" diye feryat etmiş bütün mektup boyunca.
Köyden geçen sene taşımalı geliyordu.Yaz döneminde de telefonla sık sık görüştüğümüz için telefonu vardı.Aradım,aradım,aradım...ama telefonu açan olmadı.İçimde bir telaş,yüreğimde korku sabahı zor ettim.Sabah okulu arayıp telefona istedim.Görüştük ve yüz yüze görüşebilmek için sözleştik.Yarın öğlen okuluma gelecek;hem beraber yemek yiyeceğiz hem de dertleşeceğiz.İnşallah sonu iyi olur.
Böyle bir şey işte hayat: buruk bir mutluluk yaşadığımız.Bir taraftan seviniyoruz öğrencimizi kazandığımız için; bir yandan üzülüyoruz öğrencilerimize yetişemeyip dertlerine derman olamadığımız için.Yine şükrediyorum öğrencilerimin güvenini kazandığım için,onların tutunduğu dal olduğum için.Rabbim utandırma,mahcub etme...
21 Ekim 2010 Perşembe
BURUK MUTLULUK
4 Ekim 2010 Pazartesi
BALIK SEZONU

Bu sene de açtık balık sezonunu:levrek,çipura,palamut,hamsi...oooh değmeyin keyfimize.Havalar da tam soğumamışken mangalın da lezzetini ekliyoruz.Yanında roka salatası ve soruyoruz kendimize "Daha güzel bir tat var mı?" diye.
Dün kocacım da diğer öğretmen arkadaşlarla balık avına gitti.Sabah 6'dan akşam 6'ya kadar.Hem çok eğlenmişler hem de çok yorulmuşlar.Geldiğinde yorgunluktan maça bile bakamadı.İlk günün şerefine en büyük balığı o tutmuş.(ben onun yalancısıyım.)Ve onu da karıcığına getirmiş.Kıyamam ben ona.İnşallah yarın ağız tadıyla onu da yeriz.
Bu akşam bir arkadaşıma gideceğim.Oğluşu bir yaşına girdi.Onu kutlayacağız.Rabbim sağlıklı ve mutlu bir ömür nasip etsin inşallah.Şimdilik bu kadar.
3 Ekim 2010 Pazar
SON GÜNLERDE...

Evet okullar açıldı ve günlerim dolu dolu geçiyor.Öğrencilerimi,okulumu,ders anlatmayı,yorulmayı çok özlemişim.Bu sene daha zevkli.Altıncı sınıfların dersine giriyorum kendi okulumda.Görevlendirildiğim okulda da yedinci sınıflara giriyorum.Hepsi de o kadar masum,sevimli ve saflar ki...Özellikle altıncı sınıflar.Sordukları sorular,tedirginlikleri,sevinçleri,kızgınlıkları o kadar içten ki çok özlemişim bu samimiyeti.Düşüncelerini çarptırmadan,saklamadan,yamultmadan,olduğu gibi ifade etmelerine o kadar muhtaçtım ki;onlarla yeniden can buldum diyebilirim.Onlara da söyledim ve söylüyorum:lütfen değişmeyin;zamana yenilmeyin ve zamanla farklılaşmayın diye.Artık kimin ne olduğunu kavrayamıyorum.Öğretmenler odasında,okulda can ciğer kuzu sarması olup da arkasından söylemedik laf bırakmayan insanlardan,aylar öncesinden sözleşip de sözünde durmayan ve kararlaştırılan plana uymayanlardan hem sıkıldım,hem yoruldum hem de nefret ettim.Bu yüzden mümkün olduğunca böylelerinden uzak durmaya çalışıyorum.Eşimle,kitaplarımla,filmlerle,animasyonlarla ve sevdiğim,samimiyetine inandığım kişilerle dolduruyorum hayatımı.Bir de yeni yeni denediğim kek,kurabiye tatlarıyla.Bu gidişle kilo almamam imkansız:)
Son günlerde hayat böyle benim için.Daha güzel günler beni ve sevdiklerimi bekliyor biliyorum:)))

