Vazgeçilmezlerden oldu artık benim ve eşim için hafta sonları.Zor ve sıkıntılı geçen koskoca 3 yılın sonunda hafta içi gibi artık hafta sonlarının da kıymetini biliyoruz.
Mesela cumartesileri pazara gitmezsek olmuyor.Öncelikle mutlaka balıkçımıza uğruyoruz.Gözümüz hangi çeşidi kestirirse akşam soframızı o süslüyor.(Her hafta başka bir çeşiti denesek de benim favorim hâlâ palamut ızgara:)Balığımıza iyi bir arkadaş olsun diye rokamızı,marulumuz,maydanozumuzu,...bilimum yeşilliklerimizi aldıktan sonra pazarda gezerek,evimizin eksiklerini alarak tadını çıkarıyoruz bu nimetin.Önceki görev yerimizin küçük bir köy olması sebebiyle pek pazar keyfimiz olmuyordu.Çünkü sadece üç manav vardı.Ve her hafta aynı çeşit sebze ve meyveler.Maydonoz ve yeşil soğanı bulmak büyük bir mucizeydi.(nasıl bir köymüş orası diyeceksiniz ben de "işte öyle bir köy" diye yanıtlayacağım).O yüzden lojmanın balkonunda maydonoz,soğan ve çeri domates yetiştirme sevdası ve ihtiyacı vazgeçilmez olmuştu.Hoş bahçe kültürünün benim için artık vazgeçilmez olduğunu burada da ispatlamış oldum.Bir şeyler yetiştirmek,üretmek;bir şeylere emek vererek beklemek inanılmaz zevkli...Aynı zevki öğrencilerimle de yaşıyorum.Hani konuyu anladıklarında,sorulara yanlış cevap vermediklerinde ve bir şeyler ürettiklerinde....işte o en doyumsuzu.Şükür ki bu sene yazmaya sevdalı on beş yüreğe sahibim.Başta çok iyi değillerdi.Neyi,nasıl ifade edeceklerini bilmiyorlardı.Ama şimdi hepsi iyi bir deneme yazarı;iyi bir hikayeci;iyi bir köşe yazısı takipçisi.İçlerinde gelecek vaat edenler çoğunlukta.Bir gün elime kitaplarının geçeceğini;yazılarını dergi ve yazılarda göreceğimi bilmek yüreğimi kıpır kıpır ettiriyor.Konu öğrencilerim olunca konu böyle yön değiştiriveriyor.Ne diyordum;hı hafta sonunun güzelliği.Evet pazarımızı yaptıktan sonra türk kahvelerimizi içerken gazete okumak;sonra beğendiğimiz bir filmi seyretmek;kitap okumak sonrasında yarım saatçik(2 saatten az hiç olmadı) kestirme hafta sonumuzun renkleri.
Pazar günleri kursum olduğu için ben erkenden çıkıyorum.Kocacım bana güzel bir kahvaltı sofrası hazırlamış oluyor geldiğimde.Herkes uykuda iken kursa gitmek bazen can sıkıyor ama sonunda güzel bir kahvaltı sofrası görmek unutturuyor bu can sıkıntısını.Bu sabah yine yollar bomboşken,hafiften yağmur çiselerken ve Mustafa CECELİ'den "DÖN" şarkısı bangır bangır çalarken hiç hız yapmadan;3. vitese bile takmadan hatta saatte 30 km'yi bile geçmeden; şarkının,boş yolların ve yağmurun tadını çıkarmak adına yolumu uzattım.Ve iyi ki uyuyarak bu güzelliği kaçırmamışm, dedim.Yazıma ne kadar yansıdı bilmiyorum ama çok huzurluyum.Çok şükür.Çok şükür.


4 yorum:
Çok güzel yansıtmışsın yazıya da, Allah bozmasın. En samimi, en içten yazın ilan ediyorum bu yazını... :D
Çocuğunuz olana dek, bugünlerin tadını çıkarın. :D
çok teşekkür ediyorum.Allah hepimiz için huzuru daim etsin.Acaba bebek olunca daha mı güzel olur her şey diye düşünmeden de edemiyorum:)muhabbetle...
Bebek olunca, birçok şey çok daha güzel olacak. Ama bazı şeyler aynı kalmayacak ne yazık ki... Diş çıkardığı ve ateşi yükseldiği için, bırak kafa dinlemeye Marmaris'e, en sevdiğinin kuzenine gidemeyeceksin belki! :D
Aynı kalmayanlar için sürekli üzüntü duymuyor insan; öyle olsa, ilkini doğuranlar ikinciyi hiç yapmazlardı. :D Bebek yapmadan uzun yıllar geçirip, gençliğini harcamamanı tavsiye ederim. ;))
En sevdiğin kuzeninin düğününe gidemeyeceksin, yazmak istemiştim; yanlış olmuş. :))
Yorum Gönder